Zorbalığa uğrayan çocukların neredeyse yarısı kimseye söylemiyor. Ve okulla konuşmak tek başına mağduriyeti azaltmıyor.
116 çalışmayı ve 603.231 katılımcıyı birleştiren analizde çocuk ve ergenlerin dörtte biri zorbalık mağduru. Türkiye’de 6.202 öğrenciyle
yapılan çalışmada geleneksel zorbalık mağduriyeti yüzde 33, siber zorbalık mağduriyeti yüzde 17. Bu bir çocukluk evresi değil. 1958 İngiliz
doğum kohortunda çocukken sık zorbalığa uğrayanlarda orta yaşta depresyon riski 1,95 kat, intihar düşüncesi riski 2,21 kat daha yüksek çıktı.
Ebeveynler için kritik bulgu şu: 4.005 öğrencinin altı dalga boyunca izlendiği çalışmada ebeveynin öğretmenle görüşmesi sonraki mağduriyeti anlamlı olarak azaltmadı. Azaltan tek değişken, ebeveynin çocuğuyla kurduğu iletişim oldu. Bu, okulu aradan çıkarın demek değil. Okulu ararken evdeki konuşmayı atlamayın demek. Ayrıca öfke misilleme tavsiyesini, suçluluk duygusu ise kaçınmayı besliyor. Önce kendi tepkinizi yavaşlatın, sonra suçlamadan dinleyin.
Kurumlar için tablo net. Okul temelli programlar zorbalık uygulamayı yaklaşık yüzde 19, mağduriyeti yaklaşık yüzde 15 azaltıyor. Etki küçük
ama toplum düzeyinde anlamlı. En güçlü sonuç beklenmedik bir yerden geldi: 48 sınıfta yürütülen randomize çalışmada öğrencilere hiç
dokunulmadan yalnızca öğretmenlere destekleyici sınıf iklimi eğitimi verildi. Seyirci konumundaki öğrenciler savunucu rolüne geçti, mağduriyet 0,40 standart sapma azaldı. Uygulama sadakati de belirleyici. Aynı program bir ülkede mağduriyeti yüzde 21,6’dan yüzde 17,7’ye indirirken, ders süresi ve okul geneli bileşenler yeterince uygulanmadığında anlamlı etki üretmedi.
Ev tek başına yetmiyor. Okul tek başına yetmiyor.