
Bilim ve Ütopya’nın “Kişilik Bozuklukları” kapak konulu bu sayısı hem konuya ve psikolojiye ilgili olanlar için, hem de alanda çalışan klinisyenler ve bilim insanları için içindeki önemli yazılarla ara ara dönüp bakılabilecek bir kaynak oldu diyebilirim. Bu alanda çalışan çok değerli bilim insanlarının bir araya gelmesi ile farklı kişilik patolojilerine kapsamlı bir bakışı sağlayan bu sayıdaki kişilik bozuklukları konulu yazıların ilkinde, kişilik patolojilerinin farklı bir değerlendirmesini sizlere aktarmaya çalışacağım. Kişilik patolojileri ile çalışan psikoterapistlerin, kuramcıların ve eğitmenlerin sıklıkla vurguladığı bir konu vardır. Karakteri oluşturan bileşenlerde, tüm diğer etkenlerin dışında doğrudan, doğuştan gelen özellikler mevcuttur. Doğduğumuz anda kalıtımsal olarak sahip olduğumuz özelliklerimiz… Bunun dışında doğumdan itibaren (ki bazı yazılar artık anne karnındaki stresleri de dahil etmektedir), özellikle yaşamın ilk yılları olmak üzere yaşanan travmatik stresler de kişiliğin oluşumunda çok önemli rol oynar. Bu yazıda işte karakterin inşasındaki bu doğuştan gelen özellikler ve doğum sonrası travmatik stresin etkileri tartışılacaktır.
Mizaç Kişilik ve Karakter
Mizaç, karakter ve kişilik birbirinden farklı kavramlardır. Karakter; çevrenin ve yetiştirilmenin etkisi altında gelişmiş öğrenilmiş tutumlardır. Dolayısıyla zamanla değişen özellikleri içerir. Mizaç; kalıtımla geçen ve yaşam boyunca çok az oranda değişen yapısal özelliklerdir [1]. Mizacın literatürdeki karşılığı olan “temperament”, “karışım” anlamına gelen “temperare” sözcüğünden türetilmiştir. Yapısal, genetik ve biyolojik temele dayanan tavır ve davranışları anlatmaktadır [2]. Kişilik ise; genetik olarak gelen mizaçla, sonradan oluşan karakterin birleşiminden oluşur [3,4]. Kişilik özellikleri bir kişinin tipik bir şekilde düşünmesini, hissetmesini, algılamasını ve başkaları ile olan ilişkilerini karakteristik olarak etkiler. Bunlar geç çocukluk ya da ergenlik çağında netleşir ve eğer travmatik yaşam olaylarına maruz kalmanın veya psikoterapi görmenin etkilerini bir kenara koyarsak, yaşam boyunca genellikle dengede kalır.
Kişilik ve Mizaca Tarihsel Bakış
İnsanoğlunun farklı mizaç özelliklerinin olduğu Hipokrat zamanından bu yana bilinmektedir.
Emil Kraepelin, 1856-1926 yılları arasında yaşamış Alman psikiyatrist. Bugün kullanılan DSM ve ICD gibi tanısal sınıflandırma kılavuzlarının temelini atarak ruhsal bozukluklar için ilk kez bir sınıflandırma yapan kişi olmasıyla tanınır. Beyin patolojisi ve psikiyatrik hastalıklar arasındaki bağlantıdan bahsetmesi en büyük başarılarından biridir.
1921’de Kraepelin afektif mizaç (affective temperament) ile afektif (duygudurumsal) bozukluklar arasında bir ilişki olduğunu öne sürmüştür [5]. Afekt (duygulanım) bireylerin olaylara, düşüncelere, uyaranlara verdikleri duygusal tepkilerin dışa vurumudur. Duygudurum (mood) ise bireyin mizacını oluşturan, daha uzun süreli duygusal halidir.
Hagop S. Akiskal, 1944 yılında Lübnan’da Ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Mizaç ve bipolar bozukluk araştırmalarıyla tanınan psikiyatrist, halen University of California, San Diego’da emeritus profesör olarak görev almaktadır.
Akiskal, afektif mizacın duygudurum bozukluklarının (bipolar bozukluk veya majör depresyon gibi hastalıkların çatı tanımı duygudurum bozukluğudur) temelini oluşturduğunu iddia etmiş ve beş temel afektif mizacı tanımlamıştır: Depresif, hipertimik, siklotimik, irritabl (sinirli) ve anksiyöz (endişeli) mizaç [6].
Claude Robert Cloninger, ruhsal sağlığın ve ruhsal bozuklukların psikolojik, biyolojik ve sosyal temelleri üzerine yaptığı araştırmalarıyla geliştirdiği psikobiyolojik kuramıyla tanınan Amerikalı psikiyatri ve genetik profesörüdür. Cloninger, bu kuramla kişiliğin mental bozukluklara yatkınlık konusunda öngörücü olabildiğini öne sürmüş ve Mizaç ve Karakter Ölçeği’ni geliştirmiştir.
Cloninger, kişiliğin yapısını ve gelişimini tanımlamak için, genel bir psiko-biyolojik kuram geliştirmiştir [7,8]. Bu model, genetik olarak birbirinden bağımsız, yaşam boyunca orta düzeyde durağan ve kültürel etkiler karşısında değişmez oldukları varsayılan dört mizaç boyutu olduğunu iddia eder: Yenilik arayışı, zarardan kaçınma, ödül bağımlılığı ve sebat etme. Yetişkinlik çağında oluştukları-olgunlaştıkları ve kendilik kavramlarını etkiledikleri varsayılan karakter özelliklerini ise üç başlıkta tanımlamıştır: Öze yönelimlilik, öz aşkınlık ve işbirlikçilik.
Cloninger mizaç boyutlarından ilki olan yenilik arayışının (novelty seeking); yeniliğe yanıt olarak sık araştırıcı etkinlik, dürtüsel karar verme, ödül alma olasılığı belirdiğinde taşkınlık, çabuk sinirlenme ve engellenmeden kaçınma gibi davranışların etkinleşmesindeki bir kalıtsal yanlılık ile oluştuğunu söylemiştir. İkinci mizaç faktörü “zarardan kaçınmayı” (harm avoidance); kötümser endişe, belirsizlik korkusu ve yabancılardan utanma gibi kaçıngan davranışlar ile çabuk yorulma gibi davranışların ketlenmesi ile ilişkili bir kalıtsal yanlılık olarak ifade etmiştir. Üçüncü mizaç faktörü olarak ödül bağımlılığını (reward dependence); aşırı duygusallık, ilişkilerde aşırı bağlılık ve diğerlerinin onayına bağımlılık gibi davranışlarla ilişkili kalıtsal yatkınlık olarak belirtilmiştir. Dördüncü mizaç faktörü, sebat etme (persistence)’yi ise; engellenme, yorgunluk ve aralıklı pekiştirilmeye rağmen davranışın sürdürülebilmesi ile ilişkili kalıtsal yanlılık olarak göstermiştir [8,9].
Yetişkinlik çağında oluştukları-olgunlaştıkları düşünülen üçe ayırdığı; öze yönelimlilik, öz aşkınlık ve işbirlikçilik başlıklarına dönersek: Öz yönelimlilik (Self-directedness), kişinin tercihleri konusunda sorumluluğunu kabul etmesi, anlamlı amaçların belirlenmesi ve sorunları çözmede beceri ve güvenin gelişiminden oluşur. İşbirlikçilik (Cooperativeness), sosyal kabul, empati, sevecenlik ve erdemli olmaktan oluşur. Öz aşkınlık (Self-transcendence), kendilik kaybı, kişilerarası özdeşim ve manevi kabulden oluşur [7].
Mizaç hayatın pek çok alanında önemli bir yer kaplar. Örneğin evliliklerinde sorunu yaşayan çiftlerde, eşlerin birbirini değerlendirme özelliklerini araştıran bir araştırmada, sorun yaşayan çiftlerin birbirini değerlendirmelerinin, sorun yaşamayan çiftlerden farklı olduğu; bu farklılıkların mizaç özelliklerinden etkilendiği bulunmuştur [10].
Hastalıklarda ve sendromlarda mizaç çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Nörobiyolojik bir hastalık olan bipolar bozuklukta farklı mizaç özelliklerine sahip hastalarda, hastalığın farklı klinik özellikler ile farklı gidiş özellikleri taşıdığı gösterilmiştir [11]. Mizaç açısından ödül bağımlılığı düşük, öz yönelimi ve işbirlikçilik yönü düşük olanların, intihar davranışına daha fazla yatkın olduğu gösterilmiş. Bu yatkınlığa sahip bireylerin olumsuz yaşam olayları ve stresörlerle karşılaştıklarında, depresyon yaşadıklarında, daha umutsuz, karamsar ve tepkisel yaklaşım sergiledikleri ve kendilerine daha çok zarar verme eğiliminde oldukları bildirilmiştir [12].
Çocukluk Çağı Travmaları
Çocuklukta istismar ya da ihmal gibi travmatik streslere maruz kalma, maalesef tüm dünyada oldukça yaygındır ve bunlar genel anlamda ruhsal problemler için büyük bir risk faktörüdür [13]. Çocukluk çağı travmaları; cinsel istismar, fiziksel istismar ve duygusal istismar ile fiziksel ve duygusal ihmal gibi zararlı ve olumsuz deneyimleri içerir [14].
Çocukluk Çağı Travmalarının, çocukların duygusal, davranışsal, bilişsel, sosyal ve fiziksel işlevlerinde derin etkisi vardır. Gelişimsel deneyimler, beynin olgunlaşması sırasındaki organizasyonel ve işlevsel durumunu belirler. Travmatik deneyimlerin beynin gelişimi ve işlevi üzerindeki etkisi, nörogelişimin temel prensipleri bağlamında ele alınmaktadır. Fizyolojik aşırı uyarılmışlık ve disosiasyon da dahil olmak üzere, travmaya karşı insanlarda zihinsel ve fiziksel çeşitli tepkiler vardır.
Dissosiyasyon, psikolojik açıdan bireyin ruhsal bütünlüğünü tehdit eder şekilde zihnindeki düşünce, duygu, anı içeriklerinin bilinçten uzaklaştırılması durumudur. Derealizasyon (çevreye yabancılaşma), depersonalizasyon (kendine yabancılaşma), dissosiyasyon semptomlarına örnek gösterilebilir [15].
Gelişmekte olan beyin, yeni bilgilerle birlikte bir şekilde kendini organize eder ve bu bilgileri içselleştirdiğinde adaptif anı ağlarına aktarır. Huzurlu bir çocuk travmayı takiben nöropsikiyatrik belirtilere sahip olabilir. Travma sürecinde akut ve adaptif davranışlar olarak değerlendirilebilecek tepkiler, sonrasında kalıcı ve uyumsuz özelliklere dönüşebilir [16].
Çocukluk Çağı Travmaları ve Hastalıklar
Çocukluk Çağı Travmalarını ve zihinsel bozuklukları birbirine bağlayan sağlam kanıtlar olmasına rağmen, altta yatan mekanizmalar hakkında çok az şey bilinmektedir. Mevcut modellerde Çocukluk Çağı Travmalarının neden olduğu “stres duyarlılığı” modeli ile ruhsal travmaların bireyleri olaylara daha duyarlı hale getirdiği düşünülmektedir [17–27].
Çeşitli çalışmalarda gösterildiği gibi erken dönem yaşam stresörleri zihinsel rahatsızlıkların gelişimi ve süregenliği için büyük bir risk faktörüdür. Kötü muameleye maruz kalan çocuklar için Major Depresyon, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Dikkat Eksikliği Hareket Bozukluğu (DEHB) ve diğer davranış bozukluklarının oranlarının arttığı bildirilmiştir [18,27]. Özellikle Çocukluk Çağı Travmaları olanların erişkinlikteki yaşam olaylarından travmatize olma ihtimali daha yüksek olmaktadır. Bununla birlikte Çocukluk Çağı Travmaları, dirençli semptomlara neden olan kronik Travma Sonrası Stres Bozukluğu için de bir öngörücüdür. Yeri gelmişken daha önceki sayılarımızda bahsettiğimiz üzere bu “dirençli” vurgusu psikoterapi ile ilgili son gelişmeler olmadan önceki bir tanımlama olarak düşünülebilir. Son 30 yıldaki çalışmalarla birlikte TSSB belirtileri için çok etkin yöntemlerimiz mevcut. Konumuza dönersek yapılan çalışmalar, çocuklukta travma yaşayanların psikolojik esnekliklerinin azalması nedeni ile Çocukluk Çağı Travmaları sırasında kullanılan ilkel psikolojik savunmaları, yetişkin hayatta uyumsuz şekilde kullanmaya devam ettikleri gösterilmiştir [28]. Yaklaşık 2000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada çocuklukta cinsel veya fiziksel istismar öyküsü olanlar, olmayanlara göre depresif belirtiler ve kaygı oranlarında daha yüksek puanlar almış ve bu bireylerin intihara daha sık teşebbüs ettikleri tespit edilmiştir [29]. Çalışmalara göre kadın cinsiyeti, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü, geçmiş kişisel depresyon öyküsüne ek olarak erken yaşam travması Major Depresyon geliştirme olasılığını artırmaktadır [30]. Anne-baba kaybı, cinsel veya fiziksel istismar gibi ergenlik öncesi dönemdeki olağanüstü yaşamsal streslere maruz kalmanın, Major Depresyon ve intihar riskini artırdığı belgelenmiştir [31–33]. Yine Çocukluk Çağı Travmaları, madde kullanımına yatkınlık ile de yakından ilişkilidir [34]. Panik bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu de dahil olmak üzere Major Depresyon ve anksiyete bozukluğu hastalıkları gibi pek çok hastalık çocuklukta ihmal ve istismar edilen erişkinlerde normal kontrollere göre daha sık görülür [35].
Çalışmalar, cinsel [14,21,36–39], fiziksel [17,40–44] ve duygusal [36,39] istismar gibi Çocukluk Çağı Travmaları ile ergenlik ve erişkinlik döneminde psikotik belirtiler yaşama olasılığı arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Erken dönem travmaları ile şizofreni, madde kullanım bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklar dışında, diyabet, kalp hastalığı ve bağışıklık sistemi ile ilişkili hastalıklarda da artmış risk tespit edilmiştir [35,45–48]. Yetişkinlikte bu psikiyatrik ve diğer tıbbi bozuklukların ortaya çıkması veya var olan hastalığın daha da kötüleşmesi akut yaşam olayları veya devam eden stresle ilişkilidir [49–52]. Bu nedenle gelişim sırasındaki olumsuz deneyimlerin, yaşamın ilerleyen dönemlerindeki stres etkilerine karşı bir duyarlılığa neden olabileceği ve bu kişilerde akut veya kronik yaşam olayları ile ilişkili olarak ruhsal hastalıkların ortaya çıkmasına veya olan hastalıkların kötüleşmesine daha yatkın olabilecekleri düşünülmektedir [32]. Bu tür Çocukluk Çağı Travmaları olanlarda, psikoterapinin tek başına veya ekleme tedavisi olarak, tek başına ilaç tedavisinden daha etkili olduğu da gösterilmiştir [53].
Çocukluk Çağı Travmalarının Nörobiyolojik Etkileri
Beyin ve bağışıklık sistemi insanda doğumda tam olarak olgunlaşmamıştır. Daha ziyade, ikisi de yeni doğanın "sınırlı sayıdaki uyarana adaptasyon" sağlayan az sayıda fonksiyonu ile anne karnındaki yaşantısından dünyaya gelmektedir. Doğumdan itibaren bebeğin gelişiminin erken aşamalarında yaşanan deneyimler sonucunda beyin ve bağışıklık sistemi, muhtemelen kişinin çevresindeki uyaranlara adaptasyonu en üst düzeye çıkarmak için repertuarını giderek genişletir [54–56]. Organizmanın amacı yaşantılar ne kadar olumlu veya olumsuz olursa olsun, çevrenin taleplerine uyacak bir çözüm üretmektir [57]. Beyin gelişimindeki stres kaynaklı değişimler, sinir sisteminin gelişimi ile ilgili kavramlar olan; miyelinizasyon, sinaptojenez ve nörojenezde değişikliğe neden olur. Travma olarak tanımladığımız olayların beyin gelişimine olan etkileri, alınan deneyimin görünen türüne doğrudan bağlı olmaksızın, deneyimin algılanıp stres olarak yaşantılanma derecesine bağlıdır [58].
Çalışmalarda çocuklukta istismar veya ihmal yaşayanların, beynin hipokampus denen bölümünde genel hacim kaybıyla, [59–62] korpus kallozum [57–63] ve prefrontal korteks bölgeleri ve frontal loblardaki [64] değişikliklerle ilişkili olduğuna dair bulgular vardır.
Hipokampus, beynin temporal lobunda yer alan, hafıza ve yön bulmada önemli rol oynayan beyin bölgesidir. Kısa süreli hafızanın uzun süreli hafızaya dönüştürülmesinde görevli limbik sistem yapısıdır.
Prefrontal korteks, önemli duyu ve motor sistemlerinin arasındaki geri bildirim ve bağlantılarının yer aldığı frontal lob korteksidir. Frontal lob, beynin ön tarafında bulunan bilinçli düşünmeden sorumlu beynin üçte birini oluşturan beyin bölgesidir; plan yapabilme, dürtü kontrolü, sürdürülebilir dikkat, problem çözme yeteneği gibi fonksiyonlardan sorumludur.
Bununla birlikte bu kişilerde Çocukluk Çağı Travmalarının değişen kortikal simetri [64] ile ilgili problemlere neden olduğu ve temporal girus [63] ile ön singulatta nöronal bütünlükte bozulmaya veya nöronal yoğunluğun azalmasına neden olduğuna dair veriler gösterilmiştir.
Carter, Henry Vandyke, and Henry Gray. “Cingulate Gyrus.” Wikimedia, 2020, commons.wikimedia.org/wiki/File:Gray727.svg#/media/File:Gray727.svg.
Depresyonu olan hastalarda azalmış hipokampal hacim bulgularını araştıran bir araştırmada bu bulguların büyük oranda erken yaş travmaları olan hasta alt grubunda ortaya çıktığı saptanmıştır [62].
Yapılan bir çalışmaya göre erkek ve kadınlarda farklı olmak üzere belirli yaş aralıklarının belirli tip travmaya daha hassas olduğu “duyarlı yaşam dönemleri” belirlenmiştir. Örneğin, çocuklarda cinsel travmalar erken dönemde olduğunda hipokampüs volümünde azalma görülürken, bu değişiklik ergenlik dönemi travmaları için prefrontal korteks hacmiyle ilişkili bulunmuştur. Bunun yanında ilginç bir şekilde fiziksel ihmal veya cinsel istismar gibi çocukluk çağı travması çeşitlerine karşı, iki cinsiyetin farklı duyarlılık dönemlerine sahip olduğu da gösterilmiştir [58]. Yani farklı cinsiyetteki bireylerin beyin yapıları, farklı yaşlarda farklı travma tipine daha duyarlılar.
Gelişimsel plastisite, beynin fizyolojik ve yapısal değişimlere uğrama yetisidir. Bu değişiklikler, yeni bağlantılar kuran nöronlardan kortikal seviyede yeniden eşleme yapma gibi farklı sistematik ayarlamaları kapsar.
Gelişimsel plastisite, görme yolları [65,66] gibi temel beyin işlevleri açısından iyi şekilde incelenmiş olsa da, karmaşık beyin ve bağışıklık işlevlerinin başlıca belirleyicileri henüz yeterince tespit edilememiştir. Bu konudaki bilgilerimiz zamanla artmaktadır [56,67]. Erken dönem travmalarının beynin yangısal (iltihabi) süreçlerinde etkisi olduğu ve bağışıklığı bozabildiği bilinmektedir. Erken hayattaki travma ilişkili bağışıklık aktivasyonu beynin işlevini ve gelişimini etkileyerek travmatik bireyleri sonraki stresörlerin etkilerine duyarlı hale getirebilir [28].
Epidemiyolojik bir ikiz çalışması, Major Depresyon ortaya çıkışında genetik etkenler, erken yaş travmaları ve son yaşam stresörlerinin birlikte önem taşıdığını göstermiştir [68]. Erken dönem olumsuz deneyimler, strese ve hastalığa önceden var olan bir genetik yatkınlığı şekillendirebilir ve böylece strese maruz kalmanın tetiklediği bir sendrom gelişmesi için risk taşıyan bir fenotip oluşturabilir [32]. Peki erken olumsuz deneyimler, nasıl savunmasız bir fenotip oluşturabilir? Muhtemelen erken olumsuz deneyimler, stres-duyarlı sinirsel devrelerin kalıcı şekilde duyarlılaşmasına neden olmaktadır. Hayvanlarda erken gelişimsel stresin nörobiyolojik sonuçlarına ilişkin çok sayıda çalışma bulunmaktadır [46,69,70]. (Şekil 2)
Şekil 1 Ruhsal Travma ve Fenotip
YAŞAR Alişan Burak (2017). Juvenil miyoklonik epilepsi hastalarında mizaç özellikleri ve çocukluk çağı travmaları ile hastalık özelliklerinin araştırılması, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Uzmanlık Tezi. İstanbul
Duyarlı yaşam dönemleri boyunca stres, bağışıklık üzerine uzun vadeli etkiler bırakabilir [71]. Erken dönem travmalarının, kandaki önemli bir iletişim sistemi olan sitokinler üzerine etkileri yakın zamanda çokça çalışılmıştır. Örneğin Major Depresyon olan hastalarda Serum TNF-α ve IL-6 düzeyleri Çocukluk Çağı Travmaları ile ilişkili bulunmuştur. Bu sitokinler kandaki enflamasyon yani iltihabi olaylarla ilişkili önemli sitokinlerdir. Hatta çocuklukta yaşanan cinsel istismarın şiddeti TNF-α ve IL-6 düzeylerinde artış ile de ilişkili olarak tespit edilmiştir. Özellikle çocukluk çağındaki kötü muamelenin, bu nöroenflamutar sitokinler vasıtası ile uzun süreli etkilere neden olduğu gösterilmiştir [72,73]. Çocukluk çağındaki kötü muameleyle ilişkili kronik inflamatuar durumların, Major Depresyon gibi güncel klinik eştanılardan bağımsız olarak da ilişkili olduğu gösterilmiştir [73]. Bu bulgu çocukluk çağı travma öyküsü olan sağlıklı erişkinlerde de benzer şekilde gösterilmiş [74].
Çocukluk Çağı Travmaları ve Stres
Yapılan çalışmalar Çocukluk Çağı Travmalarına maruz kalan kişilerde artmış stres duyarlılığı, azalmış esneklik ve dolayısı ile ruh sağlığı bozuklukları açısından artmış risk göstermektedir [75]. Örneğin bu yaşantıların ergenlerde ve genç erişkinlerde depresif şikayetler, kaygı şikayetleri, hatta psikotik semptomlar ile ilişkili olabileceği bilinmektedir [75]. Buna rağmen Çocukluk Çağı Travmalarının stres duyarlılığına etkisi pek araştırılan bir konu değildir. Stres duyarlılığı bu bahsedilen hastalıklara veya daha fazlasına etki ediyor olabilir. Günlük hayatta yüksek stres duyarlılığını hedef alan müdahaleler umut verici yeni terapötik etkiler yaratabilir. Çocukluk Çağı Travmalarından birincil korunma ve hastaları bu açıdan iyi incelemenin yanında, organik veya psikolojik tüm hastaları bu açıdan değerlendirip gerekli kanıta dayalı müdahaleleri yapmak yeni terapötik etkiler yaratabilir [75].
Diğer çalışmalar daha da ileri giderek Çocukluk Çağı Travmaları, psikiyatrik eştanılar (örn: Major Depresyon, kaygı bozukluğu, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, yeme bozukluğu) ile genel tıbbi koşullara (obezite, astım ve koroner arter hastalığı) kadar çeşitli koşullarla ilişkilendirilmiştir. Bu konuda erken çocukluk travmasının önemli bir hormonal yolak olan hipotalamik-pitüiter-adrenal eksen [76,77] ve merkezi noradrenerjik sistemi de içeren stres düzenleyici sistemlerin bozulmasına veya anormal gelişimine neden olabileceğine dair veriler çalışmalarda gösterilmiştir [78].
Elbette yukarıda bahsettiğimiz üzere strese karşı duyarlılık ve hastalıklara yatkınlık, Çocukluk Çağı Travmaları dışında genetik özelliklerden de etkilenir [46]. Yani genetik etmenler ve erken yaşam stresi veya kronik stres; bireysel stres tepkisi, psikiyatrik hastalıklar ve diğer hastalıkların ortaya çıkışında birlikte rol oynamaktadırlar [53].
Çocukluk Çağı Travmaları ve Kişilik Bozuklukları
Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) başta olmak üzere, kişilik bozukluklarının travma ile ilişkisi üzerine çok sayıda köklü araştırma bulunmaktadır [79]. Savaş travması olan gaziler, cinsel travması olan ayaktan hastalar ve yine cinsel travması olan yatan hastalar ile travması olmayan grupların karşılaştırıldığı bir çalışmada kişilik bozuklukları olarak tanımlanagelmiş bazı özelliklerin tüm travma grupları tarafından paylaşıldığı görülmüştür. Travmatik yaşantısı olanlarda ortak olarak sıklıkla paranoid, borderline, şizotipal ve kendini engelleyen (mazoşistik) kişilik bozuklukları ile ilişkili özellikler gözlenmiştir [79].
Kişilik bozukluğu olan çok sayıda yetişkin erken dönem travmatik yaşantıları olduğunu aktarmıştır [80]. Benzer şekilde, borderline kişilik başta olmak üzere kişilik bozukluğu olanların, yakın kategorilerdeki diğer hastalıklara kıyasla çok sayıda çocukluk çağı travması bildirdiğini belgeleyen pek çok çalışma bulunmaktadır [81,82]. Belirtilen bulgular travma hastalarında kişilik bozuklukları, kişilik bozukluğu hastalarında ise çocukluk çağı travmatik olaylarının sıkça görüldüğünü ortaya koymakta; kişilik bozukluklarının çocukluk çağı travmaları ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Literatürdeki araştırmaların çocukluk çağı travmalarının kişilik bozukluklarının oluşumunda rol aldığına işaret ettiği görülmektedir. Özellikle borderline kişilik bozukluğu ve travma birlikteliğine dair çalışmalara çokça rastlanmaktadır.
Borderline kişilik bozukluğunda, çocukluk çağı travması alt türlerinden duygusal istismar ve cinsel istismar ile depresif belirtilerin, dürtüsel, kendine zarar verme ve intihar davranışları açısından önemli risk etkeni olduğu görülmüştür. (Anadolu Psikiyatri Derg 2019; 20(4):341-349). Borderline grubunun depresif belirti, çocukluk çağı travması ve alt boyutları, dürtüsellik, kendine zarar verici davranış ve intihar davranış puanları, kontrol grubu puanlarına göre farklı ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01).
Özetle, çocukluk çağı travmaları başta olmak üzere travmatik yaşantılar kişinin yaşamında ve ruhsal durumunda ağır hasar bırakma potansiyeline sahiptir. Bu hasarlar bağlanma, kişilik özellikleri, bilişler ve beyin gelişimi gibi çeşitli alanlar veya fonksiyonlar üzerinde gerçekleşerek ilişkisel, ruhsal, nöropsikiyatrik ve fonksiyonel bağlamlarda olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu olumsuz sonuçlar duygu, düşünce ve davranışların fonksiyonelliğinde bozulmalar, birtakım bozukluklar için yatkınlık artışı, çeşitli psikolojik belirtiler ve ruhsal bozuklukların gelişmesi gibi değişen boyutlarda olabilir. Mizaç, karakter ve bağlanma özellikleri, nörobiyolojik gelişim özellikleri, yatkınlıklar ve psikolojik sağlık travmadan düzeyi üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte ruhsal travma da kişilik özelliklerinde etki bırakabilmektedir. Diğer yandan, karakter özellikleri çevresel faktörler ve travmatik yaşantılar ile etkilendiği gibi kişinin doğuştan gelen genetik olarak sahip olduğu mizaç özellikleri ile de ilişkilidir.
Kaynaklar
- traits in a cross-cultural twin sample: support for a hierarchical model of personality. J Pers Soc Psychol. 1998;74(6):1556.
- Goodwin FK, Jamison KR. Manic-depressive illness, creativity and leadership. Manic-depressive Illn. 1990.
- Svrakic DM, Cloninger CR. Personality disorder. BJ Sadock, VA Sadock (Eds.), Comprehensive Textbook of Psychiatry. 2004.
- Akiskal HS, Hirschfeld RMA, Yerevanian BI. The relationship of personality to affective disorders: A critical review. Arch Gen Psychiatry. 1983;40(7):801-810.
- Akiskal HS, Pinto O. The soft bipolar spectrum: footnotes to Kraepelin on the interface of hypomania, temperament and depression. In: Bipolar Disorders. Springer; 2000:37-62.
- Akiskal HS. Criteria for the" soft" bipolar spectrum: treatment implications. Psychopharmacol Bull. 1987;23:68-73.
- Cloninger CR, Svrakic DM, Przybeck TR. A psychobiological model of temperament and character. Arch Gen Psychiatry. 1993;50(12):975-990.
- Cloninger CR. A systematic method for clinical description and classification of personality variants: A proposal. Arch Gen Psychiatry. 1987;44(6):573-588.
- Cloninger CR. A unified biosocial theory of personality and its role in the development of anxiety states. Psychiatr Dev. 1986;3(2):167-226.
- Erdoğan S. Evlilik uyumu ile psikiyatrik rahatsızlıklar, bağlanma stilleri ve mizaç ve karakter özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Gazi Üniversitesi/Tıp Fakültesi Psikiyatr Anabilim Dalı, Ankara. 2007:33.
- Kesebir S, Vahip S, Akdeniz F, Yüncü Z. Bipolar bozuklukta mizaç ile klinik özelliklerin ilişkisi. Türk Psikiyatr Derg. 2005;16(3):164-169.
- Ak M, Özmenler KN, Özşahin A. İntihar Girişimi İle Mizaç ve Karakter Özellikleri Arasındaki İlişkinin Major Depresif Bozukluk Örnekleminde İrdelenmesi. Klin Psikiyatr Derg. 2008;11(1).
- Lange A, de Beurs E, Dolan C, Lachnit T, Sjollema S, Hanewald G. Long-term effects of childhood sexual abuse: Objective and subjective characteristics of the abuse and psychopathology in later life. J Nerv Ment Dis. 1999;187(3):150-158.
- Morgan C, Fisher H. Environment and schizophrenia: environmental factors in schizophrenia: childhood trauma—a critical review. Schizophr Bull. 2007;33(1):3-10.
- Şar V. Travma ve Dissosiyasyon Nedir? https://www.vedatsar.com/travma-ve-dissosiyasyon-nedir/. Published 2020.
- Perry BD, Pollard RA, Blakley TL, Baker WL, Vigilante D. Childhood trauma, the neurobiology of adaptation, and “use‐dependent” development of the brain: How “states” become “traits.” Infant Ment Health J. 1995;16(4):271-291.
- Bentall RP, de Sousa P, Varese F, et al. From adversity to psychosis: pathways and mechanisms from specific adversities to specific symptoms. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol. 2014;49(7):1011-1022.
- Famularo R, Kinscherff R, Fenton T. Psychiatric diagnoses of maltreated children: preliminary findings. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 1992;31(5):863-867.
- Wichers M, Schrijvers D, Geschwind N, et al. Mechanisms of gene-environment interactions in depression: evidence that genes potentiate multiple sources of adversity. Psychol Med. 2009;39(7):1077.
- Hammen C, Henry R, Daley SE. Depression and sensitization to stressors among young women as a function of childhood adversity. J Consult Clin Psychol. 2000;68(5):782.
- Holshausen K, Bowie CR, Harkness KL. The relation of childhood maltreatment to psychotic symptoms in adolescents and young adults with depression. J Clin Child Adolesc Psychol. 2016;45(3):241-247.
- Howes OD, Murray RM. Schizophrenia: an integrated sociodevelopmental-cognitive model. Lancet. 2014;383(9929):1677-1687.
- Kendler KS, Kuhn JW, Prescott CA. Childhood sexual abuse, stressful life events and risk for major depression in women. Psychol Med. 2004;34(8):1475.
- Morgan C, Charalambides M, Hutchinson G, Murray RM. Migration, ethnicity, and psychosis: toward a sociodevelopmental model. Schizophr Bull. 2010;36(4):655-664.
- Morgan C, Reininghaus U, Fearon P, et al. Modelling the interplay between childhood and adult adversity in pathways to psychosis: initial evidence from the AESOP study. Psychol Med. 2014;44(2):407.
- Myin-Germeys I, van Os J, Schwartz JE, Stone AA, Delespaul PA. Emotional reactivity to daily life stress in psychosis. Arch Gen Psychiatry. 2001;58(12):1137-1144.
- Pelcovitz D, Kaplan S, Goldenberg B, Mandel F, Lehane J, Guarrera J. Post-traumatic stress disorder in physically abused adolescents. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 1994;33(3):305-312.
- Crittenden PM, Heller MB. The roots of chronic posttraumatic stress disorder: Childhood trauma, information processing, and self-protective strategies. Chronic Stress. 2017;1:2470547016682965.
- McCauley J, Kern DE, Kolodner K, et al. Clinical characteristics of women with a history of childhood abuse: unhealed wounds. Jama. 1997;277(17):1362-1368.
- Regier DA, Hirschfeld RM, Goodwin FK, Burke JD, Lazar JB, Judd LL. The NIMH Depression Awareness, Recognition, and Treatment Program: structure, aims, and scientific basis. Am J Psychiatry. 1988;145(11):1351-1357.
- Kendler KS, Kessler RC, Walters EE, et al. Stressful life events, genetic liability, and onset of an episode of major depression in women. Focus (Madison). 2010;8(3):459-470.
- Heim C, Nemeroff CB. The role of childhood trauma in the neurobiology of mood and anxiety disorders: preclinical and clinical studies. Biol Psychiatry. 2001;49(12):1023-1039.
- Dube SR, Anda RF, Felitti VJ, Chapman DP, Williamson DF, Giles WH. Childhood abuse, household dysfunction, and the risk of attempted suicide throughout the life span: findings from the Adverse Childhood Experiences Study. Jama. 2001;286(24):3089-3096.
- Lopez-Patton M, Kumar M, Jones D, Fonseca M, Kumar AM, Nemeroff CB. Childhood trauma and METH abuse among men who have sex with men: Implications for intervention. J Psychiatr Res. 2016;72:1-5.
- Agid O, Shapira B, Zislin J, et al. Environment and vulnerability to major psychiatric illness: a case control study of early parental loss in major depression, bipolar disorder and schizophrenia. Mol Psychiatry. 1999;4(2):163-172.
- Varese F, Smeets F, Drukker M, et al. Childhood adversities increase the risk of psychosis: a meta-analysis of patient-control, prospective-and cross-sectional cohort studies. Schizophr Bull. 2012;38(4):661-671.
- Matheson SL, Shepherd AM, Pinchbeck RM, Laurens KR, Carr VJ. Childhood adversity in schizophrenia: a systematic meta-analysis. Psychol Med. 2013;43(2):225.
- Heins M, Simons C, Lataster T, et al. Childhood trauma and psychosis: a case-control and case-sibling comparison across different levels of genetic liability, psychopathology, and type of trauma. Am J Psychiatry. 2011;168(12):1286-1294.
- Daalman K, Diederen KMJ, Derks EM, van Lutterveld R, Kahn RS, Sommer IEC. Childhood trauma and auditory verbal hallucinations. Psychol Med. 2012;42(12):2475.
- Arseneault L, Cannon M, Fisher HL, Polanczyk G, Moffitt TE, Caspi A. Childhood trauma and children’s emerging psychotic symptoms: a genetically sensitive longitudinal cohort study. Am J Psychiatry. 2011;168(1):65-72.
- McGrath JJ, McLaughlin KA, Saha S, et al. The association between childhood adversities and subsequent first onset of psychotic experiences: a cross-national analysis of 23,998 respondents from 17 countries. Psychol Med. 2017;47(7):1230.
- Read J, van Os J, Morrison AP, Ross CA. Childhood trauma, psychosis and schizophrenia: a literature review with theoretical and clinical implications. Acta Psychiatr Scand. 2005;112(5):330-350.
- Kelleher I, Harley M, Lynch F, Arseneault L, Fitzpatrick C, Cannon M. Associations between childhood trauma, bullying and psychotic symptoms among a school-based adolescent sample. Br J Psychiatry. 2008;193(5):378-382.
- Harley M, Kelleher I, Clarke MC, et al. Cannabis use and childhood trauma interact additively to increase the risk of psychotic symptoms in adolescence. 2010.
- Felitti VJ, Anda RF, Nordenberg D, et al. Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading causes of death in adults: The Adverse Childhood Experiences (ACE) Study. Am J Prev Med. 1998;14(4):245-258.
- Francis DD, Caldji C, Champagne F, Plotsky PM, Meaney MJ. The role of corticotropin-releasing factor–norepinephrine systems in mediating the effects of early experience on the development of behavioral and endocrine responses to stress. Biol Psychiatry. 1999;46(9):1153-1166.
- Wallace DJ. The role of stress and trauma in rheumatoid arthritis and systemic lupus erythematosus. In: Seminars in Arthritis and Rheumatism. Vol 16. Elsevier; 1987:153-157.
- Kendler KS, Bulik CM, Silberg J, Hettema JM, Myers J, Prescott CA. Childhood sexual abuse and adult psychiatric and substance use disorders in women: an epidemiological and cotwin control analysis. Arch Gen Psychiatry. 2000;57(10):953-959.
- Hammen C, Davila J, Brown G, Ellicott A, Gitlin M. Psychiatric history and stress: predictors of severity of unipolar depression. J Abnorm Psychol. 1992;101(1):45.
- Mooy JM, De Vries H, Grootenhuis PA, Bouter LM, Heine RJ. Major stressful life events in relation to prevalence of undetected type 2 diabetes: the Hoorn Study. Diabetes Care. 2000;23(2):197-201.
- Norman RMG, Malla AK. A prospective study of daily stressors and symptomatology in schizophrenic patients. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol. 1994;29(6):244-249.
- Twisk JWR, Snel J, Kemper HCG, van Mechelen W. Changes in daily hassles and life events and the relationship with coronary heart disease risk factors: a 2-year longitudinal study in 27–29-year-old males and females. J Psychosom Res. 1999;46(3):229-240.
- Nemeroff CB, Heim CM, Thase ME, et al. Differential responses to psychotherapy versus pharmacotherapy in patients with chronic forms of major depression and childhood trauma. Proc Natl Acad Sci. 2003;100(24):14293-14296.
- Greenough WT, Black JE, Wallace CS. Experience and brain development. Child Dev. 1987:539-559.
- Bateson P, Barker D, Clutton-Brock T, et al. Developmental plasticity and human health. Nature. 2004;430(6998):419-421.
- Danese A, McEwen BS. Adverse childhood experiences, allostasis, allostatic load, and age-related disease. Physiol Behav. 2012;106(1):29-39.
- Teicher MH. Scars that won’t heal: The neurobiology of child abuse. Sci Am. 2002;286(3):68-75.
- Teicher MH, Tomoda A, Andersen SL. Neurobiological consequences of early stress and childhood maltreatment: are results from human and animal studies comparable? Ann N Y Acad Sci. 2006;1071(1):313-323.
- Bremner JD, Randall P, Vermetten E, et al. Magnetic resonance imaging-based measurement of hippocampal volume in posttraumatic stress disorder related to childhood physical and sexual abuse—a preliminary report. Biol Psychiatry. 1997;41(1):23-32.
- Stein MB, Koverola C, Hanna C, Torchia MG, McClarty B. Hippocampal volume in women victimized by childhood sexual abuse. Psychol Med. 1997;27(4):951-959.
- Driessen M, Herrmann J, Stahl K, et al. Magnetic resonance imaging volumes of the hippocampus and the amygdala in women with borderline personality disorder and early traumatization. Arch Gen Psychiatry. 2000;57(12):1115-1122.
- Vythilingam M, Heim C, Newport J, et al. Childhood trauma associated with smaller hippocampal volume in women with major depression. Am J Psychiatry. 2002;159(12):2072-2080.
- De Bellis MD, Keshavan MS, Frustaci K, et al. Superior temporal gyrus volumes in maltreated children and adolescents with PTSD. Biol Psychiatry. 2002;51(7):544-552.
- Carrion VG, Weems CF, Eliez S, et al. Attenuation of frontal asymmetry in pediatric posttraumatic stress disorder. Biol Psychiatry. 2001;50(12):943-951.
- Hubel DH, Wiesel TN. Brain and Visual Perception: The Story of a 25-Year Collaboration. Oxford University Press; 2004.
- Hensch TK. Critical period plasticity in local cortical circuits. Nat Rev Neurosci. 2005;6(11):877-888.
- Rook GAW, Lowry CA, Raison CL. Hygiene and other early childhood influences on the subsequent function of the immune system. Brain Res. 2015;1617:47-62.
- Kendler KS, Kessler RC, Neale MC, Heath AC, Eaves LJ. The prediction of major depression in women: toward an integrated etiologic model. Am J Psychiatry. 1993;150:1139.
- Kaufman J, Plotsky PM, Nemeroff CB, Charney DS. Effects of early adverse experiences on brain structure and function: clinical implications. Biol Psychiatry. 2000;48(8):778-790.
- Ladd CO, Huot RL, Thrivikraman K V, Nemeroff CB. Long-term behavioral and neuroendocrine adaptations to adverse early experience. Prog Brain Res. 1998;122(3):2000.
- Grosse L, Ambrée O, Jörgens S, et al. Cytokine levels in major depression are related to childhood trauma but not to recent stressors. Psychoneuroendocrinology. 2016;73:24-31.
- Baumeister D, Akhtar R, Ciufolini S, Pariante CM, Mondelli V. Childhood trauma and adulthood inflammation: a meta-analysis of peripheral C-reactive protein, interleukin-6 and tumour necrosis factor-α. Mol Psychiatry. 2016;21(5):642-649.
- Coelho R, Viola TW, Walss‐Bass C, Brietzke E, Grassi‐Oliveira R. Childhood maltreatment and inflammatory markers: a systematic review. Acta Psychiatr Scand. 2014;129(3):180-192.
- Hartwell KJ, Moran-Santa Maria MM, Twal WO, et al. Association of elevated cytokines with childhood adversity in a sample of healthy adults. J Psychiatr Res. 2013;47(5):604-610.
- Rauschenberg C, Van Os J, Cremers D, Goedhart M, Schieveld JNM, Reininghaus U. Stress sensitivity as a putative mechanism linking childhood trauma and psychopathology in youth’s daily life. Acta Psychiatr Scand. 2017;136(4):373-388.
- Trickett PK, Noll JG, Susman EJ, Shenk CE, Putnam FW. Attenuation of cortisol across development for victims of sexual abuse. Dev Psychopathol. 2010;22(1):165.
- Keeshin BR, Strawn JR, Out D, Granger DA, Putnam FW. Cortisol awakening response in adolescents with acute sexual abuse related posttraumatic stress disorder. Depress Anxiety. 2014;31(2):107-114.
- Pervanidou P, Chrousos GP. Metabolic consequences of stress during childhood and adolescence. Metabolism. 2012;61(5):611-619.
- Yen S, Shea MT. Recent developments in research of trauma and personality disorders. Curr Psychiatry Rep. 2001;3(1):52-58.
- Flory JD, Yehuda R, Grossman R, New AS, Mitropoulou V, Siever LJ. Childhood trauma and basal cortisol in people with personality disorders. Compr Psychiatry. 2009;50(1):34-37.
- Paris J. Childhood trauma as an etiological factor in the personality disorders. J Pers Disord. 1997;11(1):34-49.
- Paris J. Does childhood trauma cause personality disorders in adults? Can J Psychiatry. 1998;43(2):148-153.
- YAŞAR Alişan Burak (2017). Juvenil miyoklonik epilepsi hastalarında mizaç özellikleri ve çocukluk çağı travmaları ile hastalık özelliklerinin araştırılması, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Uzmanlık Tezi. İstanbul
Bu yazı ilk olarak Bilim ve Ütopya dergisinin “Kişilik Bozuklukları” kapak konulu sayısında (2020) yayımlanmıştır.