
İntihar
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2015 yılında Dünya’da 800.000 kişinin intihar sonucu öldüğünü bildirmiştir. Bu sayı dünyada her 40 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiğini göstermektedir. DSÖ bu sayının 2030 yılında bir milyonun üzerine çıkacağını öngörmektedir. İntihar girişimleri ise bu sayıların yaklaşık 20 katıdır. İntihar sonucu yaşamını kaybedenlerin yakınlarının yaşadığı ruhsal acı da düşünüldüğünde intiharın toplumun önemli bir kısmını etkileyen ciddi bir halk sağlığı problemi olduğu nettir. Bu nedenle her ülkenin ölçülebilir hedefleri olan, etkinliğinin değerlendirilebildiği, tüm toplumu kapsayan ve süreklilik gösteren ulusal intihar önleme programlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle bu alanda yapılacak önleme programlarının yalnızca psikiyatristlere bırakılmayacak şekilde multidisipliner olması gereklidir. İntihar önlemede hükümetler, ruh sağlığı çalışanları, eğitimciler, medya, aile ve arkadaşlar hep birlikte çalışmalıdır. Önyargılar uygun zamanda ruh sağlığı hizmetlerine ulaşımı engellemektedir [1].
İntiharla İlgili Mitler ve Yanlış Bilinen Gerçekler
İntiharla ilgili bugün toplum arasında ve hatta bazen sağlık çalışanları arasında bile pek çok yanlış bilinen kavram vardır. Doğrusu geçmişte sağlık çalışanlarının bile bilimsel olarak uygulamış olduğu bu yöntemlerin zamanla doğru olmadığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Bu yanlış bilinen doğrulara birkaç örnek vermek yerinde olacaktır. Örneğin:
Yanlış: Risk altında olduğunu düşündüğümüz kişilere intihar düşüncesini sormak, insanın aklına intiharı getirir, onları özendirir?
Doğru: Kişi özkıyım (intihar) eğilimi sezdiğinde bunu açıkça konuşabilmeli bunun ne kadar güçlü olduğunu araştırmalıdır. Her türlü özkıyım düşüncesi ciddiye alınmalıdır. Bu konuya giriş yaparken daha yumuşak cümlelerle giriş yapılabilir. “Gelecek hayallerin neler?” gibi [2]. Bu konuda risk gördüğümüzde bir an evvel bir psikiyatriste yönlendirmek gerekir.
Yanlış: İntihar eden kişi genelde bunu gizlice kafaya koymuştur ve bir anda gerçekleştirir.
Doğru: Tamamlanmış intihar girişimlerini incelediğimiz zaman, önemli bir kısmının önceden en az bir kez denemiş ve en az bir kez profesyonel destek almaya çalışmış ya da yakınlarına mesaj vermeye çalışmıştır.
Yanlış: Kimlerin intihara daha meyilli olduğunu anlamak mümkün değildir.
Doğru: Şu an tam olarak intihar riskini analiz edecek bir kan analizi veya test olmamasına rağmen araştırmalar göstermiştir ki intihar riskinin en önemli belirtisi umutsuzluktur [3]. Kişinin gelecekle ilgili ne kadar umutlu hayali varsa intihar riski bunla ilişkili olarak daha azdır denebilir. Bu nedenle intihar riski değerlendirirken özellikle gelecekle ilgili planları ve gelecek umutları sorulur.
Medya ve Basında İntihar
İntiharın önlemesinde medya ve medya çalışanlarına da önemli görevler düşmektedir. İntihar haberlerinin medyada ayrıntılı olarak yer alması, dramatize edilmesi ve intiharın kriz durumlarına verilebilecek normal bir tepki olarak sunulması intihar riski yüksek olan bireyleri olumsuz etkilemektedir. Medyada intihar haberleri mümkün oldukça yer almamalı; haber yapılacaksa Basın Kanunu’nun 20. maddesine uygun olarak özendirme etkisi yaratmayacak, mümkün olan en yalın şekilde haber yapılıp, intihar düşünceleri olan kişilerin uygun hizmetlere yönlendirilmeleri hedeflenmelidir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi’nde “İntihar olayları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır” denilse de maalesef çoğu zaman bildirgeye uyulmadığı görülmektedir. [4]
Dünya Sağlık Örgütü’nün aşağıda yer alan intihar haberlerinin medyada yer alması ile ilgili kuralları bu konuda bir an önce uygulanmalıdır! [5]
· Haberde ölme kararında rol oynayan psikososyal nedenler aydınlatılmalı, altta yatan bir psikiyatrik hastalık varsa belirtilmelidir. İntihara yol açan depresyon, madde bağımlılığı gibi hastalıkların tedavisinin olduğu vurgulanmalı ve nasıl yardım alınacağı konusunda bilgi verilmelidir. Kişilerarası ilişki güçlükleri ve çatışmalarda çözüm yollarını örneklerle belirten yol gösterici haberler şeklinde verilmelidir.
· İntihar, haberlerde cesur bir davranış olarak sunulmamalı. Haber ilk sayfalarda, resimli, renkli ve intihar yöntemi ayrıntılı verilmemelidir.
· Olay romantik ve gizemli bir davranış olarak gündemlenmemelidir.
· İntihar bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir.
· İntihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunlar-beyin hasarı, felç, vs- tanımlanmalı ve caydırıcı bir şekilde kullanılmalıdır.
· İntiharlar bir problem çözümü olarak sunulmamalıdır. Çeşitli başka etkili çözüm yolları olduğu, bunlara ulaşamama durumunda bu sonucun ortaya çıktığı belirtilmelidir.
· Kurbana bazı özenilebilecek nitelikler, dikkat çeken özellikler ve bir özel statü kazandıracak sunumlardan kaçınılmalıdır.
· Kurbana intihar davranışıyla bir ün kazandırılmamalı, intiharın ün kazanmak için bir yol olduğu mesajı verilmemelidir.
· Haberlerde bireylerin intihar düşünceleriyle baş etmelerine yardımcı olabilecek kurumlar, tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmelidir.
· Tercihen yalnızca ölümle sonuçlanan intihar davranışı haber yapılmalı ve haber kısa, resimsiz, intihar yöntemi bildirilmeden verilmelidir.
- Nasıl intihar edilebileceğini gösteren ayrıntılı intihar haberlerinden sakınılmalıdır.
- Olay hiçbir şekilde geniş ve tekrarlayan biçimde haberleştirilmemelidir.
- Lokal medya ve sağlık kurumları arası sürekli bir diyalog sağlanmalıdır.
- İntihar ve Öğrenme
İnsanlar, grubun içinde yaygın olanı uygulama, fikirleri benimsemeye yatkındır. Sosyal öğrenme kuramına göre, insanlar bilgi edinme ve deneyimleme dışında belki de en az onlar kadar önemli bir öğrenme sistemine sahiptir. Ayna nöronlar vasıtası ile pek çok beceriyi sadece izleyerek öğrenebiliriz. İzleyerek ve taklitle öğrenme… [6] Bunun dışında İntihar haberleri ve uygulama şekillerine maruz kalmanın diğer bir riski de; çözüm yolu olarak düşünme ve yapılabilir olduğunu görmedir. İntihar düşüncesi olan örneğin depresyondaki hastalarımızın çoğunun acısız ölüm araştırmaları yaptığını biliyoruz. Bunun gerçekten kolay bir yolunun olmadığı ve sakat kalma riskleri de olduğu için özellikle çökkünlüğün en dip noktasında sırf bu zorluklar nedeni ile kişi uygulamadan vazgeçebilir. Bu gibi riskler nedeni ile intiharın yapılabilir olmaması ve intihara yöntem bulunamaması riskli dönemlerde kişiyi bu davranışa itmekten koruyan faktörler olabilir. İntihar haberlerinin umutsuz insanlar için bir çözümmüş gibi gösterilmesi, hem yöntemlerin reklamının yapılması hem de grubun diğer üyeleri (toplum)nin kolaylıkla yaptığı yanılgısına neden olması medyatik kirlenmenin en önemli riskleridir.
Her ne kadar medya, intihar davranışlarının öğrenilebileceği sosyal çevrenin sadece küçük bir unsuru olsa da, muhtemelen intihar için diğer psikososyal risk faktörleriyle birlikte düşünülünce gerçekliğin toplumsal inşasında yine de önemli bir etkendir. Bazı bireylerin intihar fikrini ve intihar eylemiyle ilgili etkilenme konusunda daha savunmasız bir dönemde ve yöntem arayışındayken daha risk altında oldukları düşünülmektedir [7]. Birçok çalışma sadece belirli hassas gruplar için intiharın bulaşıcı etkilerinin mevcut olacağını söylemiştir. Yani özellikle risk altındaki hassas kişilerde medyatik riskli haberlerin tamamlanmış intiharlar için daha riskli olduğunu söyleyebiliriz. Bazı ülkeler ve kuruluşlar (örneğin; Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan İntihar Önleme Vakfı) medya profesyonellerini eğitmek ve güçlendirmek için çalışmalar yapmaktadır. Çalışmaların büyük çoğunluğu, intihar davranışlarının medyada yer almasının ve gerçek intiharın, intihar düşüncesiyle ilişkili olduğu fikrini desteklemektedir. Kitle iletişim araçları araştırmaları etkinin taklit teorisinde olduğu gibi başka şekilde de çalışabileceğini (pozitif model) göstermektedir. Altı araştırma makalesi, medyada yer alan gazetelerdeki ilgili kurallarla yapılan bir karartma ile, haber miktarını azaltarak veya medya raporlama kalitesini değiştirerek koruyucu etki ve intiharda düşüş gözlemlenmiştir. Medyada canlandırmanın olumsuz ve provoke edici etkisinin belirtilmesi için, “Werther effect” ifadesi, Phillips tarafından zaten on yıllar önce tanımlanmıştı. Bunun tersine önleyici etki için “Papageno etkisi” ifadesi, yakın zamanda Niederkrotenhaler ve arkadaşları tarafından önerildi. [7]
Medya etkisini değerlendirirken ihmal edilemeyecek önemli bir konu, belirli intihar yöntemleri hakkında haber yapmaktır. İntiharın haber değeri ile ilgili araştırmalar, medya haberlerinin resmi intihar verilerini temsil etmediğini ve ünlülerin intiharları ve olağandışı durumlar veya yöntemleri içeren intiharlar gibi bazı intihar türlerini abartma eğiliminde olduğu bulunmuştur. Medya haberleri resmi intihar verilerinin objektif örneği değildir ve sansasyonel intiharları abartma eğilimindedir. Çalışmaların çoğu, ölümcül ve ölümcül olmayan intihar eylemlerini kışkırtmak için oldukça uygun bir dönem olan medya haberlerinin kısa vadeli etkisine (örneğin 1-2 gün ila 3-4 hafta) odaklanmıştır. Bununla birlikte, intihar düşüncesi (toplumdaki intihar düşünceleri), yaklaşık 1 yıllık bir süre boyunca, tanınmış bir ünlünün intiharı etkisinde kalabildiği görülmüştür [7]. Uzun vadeli etki, günümüz dünyasında muhtemelen daha da önem kazanmaktadır. [3]
Taklit İntihar (‘Werther etkisi’)
‘Werther etkisi’, bir intihar olayının medya vb. kaynaklar aracılığı ile tasvir edilerek topluma yansıtılması ve özendirilmesi sonucunda insanların bu davranışı (intihar) taklit etmesi ve intihara yönelmesi olarak tanımlanabilir [8]. ‘Werther etkisi’ terimi; Goethe’nin 1774 yılında Almanya’da yayınladığı “Genç Werther’in Acıları” isimli kitabından esinlenilerek literatüre uyarlanan bir ifadedir. Yüksek düzeyde haber (veya sosyal medyada paylaşılan) intihar eylemini yapan (çoğu zaman ünlü) kişiyle benzer özellikleri olduğunu düşünen insanlar daha savunmasızdır. 1970'lerde, Britanya'da, bir kendini yakarak intihar etme eylemi uluslararası medyada oldukça fazla yer bulmuştur. Bunu takip eden 12 ay içerisinde Britanya'da kendini yakarak intihar etme eylemi (taklit intihar) normalde beklenenden 60 adet daha fazla arttığı saptanmıştır. Avustralya'da yapılan bir araştırma, ülkenin iki ulusal gazetesinde intihar haberlerinin yer almasından sonra Avustralyalı erkeklerde intihar oranının yükseldiği görülmüştür. 1985 yılında ABD’de genç yaş intiharlarını önlemeye yönelik 4 film hazırlanmış, değişik haftalarda yayınlanarak, ailelerin ve gençlerin intihar davranışına dikkat çekmesi hedeflenmiştir. Ancak bu filmlerin gösteriminden sonra intihar girişiminde bulunan gençlerin sayısında artış görülmüştür. [4] Yıllar önce Boğaziçi Köprüsü’nde intihar girişimi haberlerinin verilmesinin kesilmesinden sonra intihar girişimlerinin azalması, Avusturya’da intihar haberlerinin kısıtlanmasından sonra intihar olgularının azalması gibi örnekler intiharın medyada yer alması ile gerçekleşmesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. [4]
İntiharın Bulaşıcılığı
Gazetelerde intihar vakaları bildirildikten sonra intihar bulaşımı hakkındaki görüşler 19. YY’dan itibaren makalelerde bulunmaktadır. Bu intihar bulaşıcılığı, taklit veya toplu küme intiharı gibi tanımlarla araştırılmıştır [4]. Medya kaynaklı bulaşıcı etkinin gençler arasında ve özellikle yaşlılar arasında daha fazla olduğu görülmüştür. Bunun nörobiyolojik özellikleri olabileceği gibi yaşam içerisindeki aktif rollerle ilgisi olabileceği de düşünülmüştür.
Ruh sağlığını güçlendirme
"Ruh sağlığının güçlendirilmesi" ile "psikiyatrik bozukluklardan korunma" kavramları arasında örtüşen yanlar olduğu gibi farklılıklar da vardır. Korunmada hastalıklara yakalanmama veya etkisini azaltma üzerinde durulurken, ruh sağlığının güçlendirilmesinde sağlık ve iyilik hali temel alınmaktadır. Ruh sağlığının güçlendirilmesinde sağlığın ayrılmaz bir parçası olan ruh sağlığının iyileştirilmesi, geliştirilmesi, önemsenmesine odaklanılmaktadır. [9] Sağlığın geliştirilmesi için, sağlık sistemine daha kolay erişim, toplumun ekonomik olarak güçlendirilmesi, işsizliğin azaltılması, temel haklar ve demokratik hakların güçlendirilmesi, medya, politikacılar yerel yöneticiler, haberciler, kolluk kuvvetleri ve hatta oyuncak sektörünün bile ruh sağlığına hassas bir şekilde politika geliştirmesi gerekir. Toplumun bir üyesi olarak, bir çocuk olarak, bir ebeveyn olarak, bir arkadaş olarak, bir meslektaş veya bir komşu olarak ruh sağlığının güçlendirilmesine ve intiharın önlenmesine katkıda bulunabilirsiniz!
Örneğin bir araya gelmek, sivil toplumun güçlendirilmesi, yanyana olmak ve dayanışma intiharı önlemek için kritik öneme sahiptir! İntiharı önlemek, birçok kişinin çabasını gerektirir. Aile, arkadaşlar, iş arkadaşları, topluluk üyeleri, eğitimciler, dini liderler, sağlık uzmanları, siyasi yetkililer ve hükümetleri kapsar. İntiharı önleme, birey, sistem ve topluluk düzeyinde çalışmayı kapsayan bütünleştirici stratejiler gerektirir [9].
Eğer bir kişi ile ilgili intihar hakkında endişeleriniz var ise şunları bilmelisiniz (WHO) [10]
• İntihar önlenebilir.
• İntihar hakkında konuşabilirsiniz.
• İntihar ile ilgili sorular sormak intihar etme davranışına neden olmaz. Çoğu zaman kaygıyı azaltır ve insanların anlamaya başlamasına yardımcı olur.
Bir kişinin ciddi bir şekilde intihar etme düşüncesine sahip olduğunu gösteren uyarı işaretleri:
• Kendini öldürmekle tehdit etmek
• “Ben yokken kimse beni özlemez.” gibi cümleler kurmak.
• Böcek ilaçları, ateşli silahlar veya ilaçlar gibi kendini öldürme yolları aramak ya da internette bu konu ile ilgili araştırmalar yapmak
• Yakın aile üyelerine ve arkadaşlarına veda etmek, değerli eşyalarından vazgeçmek veya vasiyetini yazmak
- Kimler intihar riski altındadır?
- Daha önce intihara teşebbüs eden kişiler
- Depresyon, alkol veya uyuşturucu sorunu olan kişiler
• Sevdiği bir kişinin hayatını kaybetmesi veya bir ilişkinin sona ermesi sebebiyle ciddi duygusal sıkıntı çeken kişiler
- Kronik ağrı veya hastalıktan acı çeken kişiler
- Savaş, şiddet, travma, istismar veya ayrımcılığa maruz kalan kişiler
- Sosyal ortamlardan kendini soyutlamış kişiler
- Ne yapabilirsiniz?
• Endişelendiğiniz kişi ile intihar hakkında konuşmak için uygun bir zaman belirleyin ve sakin bir yer bulun. Dinlemek için orada olduğunuzu bilmelerini sağlayın.
• Doktor, ruh sağlığı uzmanı, danışman ya da sosyal hizmet görevlisi gibi uzmanlardan yardım isteme konusunda kişiyi teşvik edin. Görüşmeye gideceği zaman ona eşlik etmeyi teklif edin.
• Kişinin durumunun tehlikeli olduğunu düşünüyorsanız, onu yalnız bırakmayın. Acil servislerden, bir kriz hattından veya bir sağlık uzmanından ya da aile üyelerinden yardım isteyin.
• Endişelendiğiniz kişi sizinle birlikte yaşıyorsa, evde kendisine zarar verebilecek (böcek ilacı, ateşli silah ya da ilaç gibi) nesnelere ulaşamayacağından emin olun.
• Kişinin durumunu kontrol etmek için kişiyle iletişim halinde olun
UNUTMAYIN: İntihar etmeyi düşünen birini tanıyorsanız, bu konu hakkında onunla konuşun. Ön yargılı olmadan kişiyi dinleyin ve ona desteğinizi sunun.
Kaynaklar
- http://www.psikiyatri.org.tr/basin/545/intihar-onemli-bir-halk-sagligi-sorunudur
- Öztürk, M. O., & Uluşahin, A. (2014). Ruh sağlığı ve bozuklukları. Nobel Tıp Kitabevleri.
- Dilbaz, N., & Seber, G. (1993). Umutsuzluk kavrami: Depresyon ve intiharda önemi. Kriz Dergisi, 1(3).
- Sisask, M.; Värnik, A. Media Roles in Suicide Prevention: A Systematic Review. Int. J. Environ. Res. Public Health 2012, 9, 123-138
- O’Connor, R. C.; Platt, S. and Gordon, J. (Ed.) (2011), International Handbook of Suicide Prevention Research, Policy and Practice, West Sussex, UK: Wiley-Blackbell Publication
- COŞKUN, B. (2011). Koruyucu Psikiyatri Açısından Ruh Sağlığının Güçlendirilmesi. Turkiye Klinikleri Psychiatry-Special Topics, 4(4), 110-119.
Bu yazı ilk olarak Bilim ve Ütopya dergisinin 2020 yılındaki bir sayısında yayımlanmıştır.