Aynı tanı, aynı insan değildir. İki kişi de “kontrolü kaybetmekten korkuyorum” diyebilir — ama içlerinde bambaşka bir yapı çalışıyor olabilir.
Lacanyen psikanalizde tanı, belirtinin görünüşüne değil; kişinin dil, yasa ve “Öteki” karşısındaki konumuna bakar. Buna yapısal tanı denir ve üç temel konum tanımlar: nevroz, perversiyon ve psikoz. (Buradaki “psikoz”, bir şizofreni tanısı değil; yapısal bir konumu anlatır.) Her biri, çocuğun simgesel düzene girişine verdiği farklı bir yanıttır: nevrozda bastırma, perversiyonda yadsıma, psikozda ise dışlama (forklüzyon) (Santos ve ark., 2012; Fink, 1997).
Bunu somutlaştıran bir bulgu: 2023 tarihli bir söylem analizinde, hepsi aynı “OKB” tanısını almış altı kişinin temel gösterenleri, konumlanışları ve ilişkileri birbirinden belirgin biçimde farklı çıktı (Baltacı ve ark., 2023). Yani belirti benzerliği, aynı iç yapı anlamına gelmiyor. Bu önemli çünkü tedavinin yönünü belirler: nevrozda işe yarayan bir yaklaşım, başka bir yapıda istikrarsızlık yaratabilir (Swales, 2010).
Dürüst kalalım: yapısal tanı bir laboratuvar testi değil, klinik-kuramsal bir çerçevedir ve eleştirilir. Yine de zemin sağlam — psikodinamik terapi, etkinliği kanıtlanmış diğer tedavilerle eşdeğer bulunmuştur (Steinert ve ark., 2017, AJP). Ancak bu kanıt terapinin geneline aittir; psikoz spektrumunda psikodinamik kanıt sınırlıdır (Fonagy, 2015).
Pratikte ne yapmalı? 1) Belirtiye değil kişiye bak. 2) İnsan ne anlatıyor değil, nasıl konumlanıyor, onu dinle. 3) Etiketi kader sanma. 4) Damgalamadan konuş — “psikoz” bir hakaret değil. 5) Yapısal tanı uzman işidir; kendine ya da başkasına teşhis koyma.
Belirti ne olduğunu söyler; yapı kim olduğunu.