İster kader, ister şans, ister nasip..

İster kader deyin, ister şans, ister nasip. Başarı ve başarısızlıklarımızdaki payları sandığımızdan büyük.

Anlam aramak insani ve sağlıklıdır. Beyin, başına geleni açıklamak ve bir örüntü kurmak ister. Sorun, her sonucu tümüyle kendi çabamıza ya da kusurumuza yazdığımızda başlar. Çünkü hikayenin önemli bir kısmı, biz seçmeden yazılıyor.

Peki rakamlar ne diyor? Kişilik özelliklerindeki bireysel farkın ortalama yüzde 40’ı genetik kökenli; ikiz çalışmalarında bu oran çoğu özellikte daha da yüksek. Öznel iyi oluşun yaklaşık yüzde 36’sı, yaşam doyumunun ise yüzde 32’si kalıtsal. Kariyer başarısını modelleyen çalışmalar da en tepeye çıkanların çoğu zaman en yetenekliler değil, orta düzeyde yetenekli ama daha şanslı kişiler olduğunu gösteriyor.

Ama bu, kadercilik değil. Kalıtım kader demek değildir. Yüzde 40 kalıtım, geri kalan payın çevreye ve davranışa açık olduğu anlamına gelir. Ve orada verdiğiniz kararlar önemlidir. Olayları kendi eylemlerinizle etkileyebildiğiniz inancı daha düşük depresyon ve kaygıyla ilişkili. Beş temel sağlıklı alışkanlık ise 50 yaşında yaklaşık 10 yıl daha fazla hastalıksız ömürle bağlantılı.

Kontrol alanınızı büyütmek için:
1. Ayrımı yapın: bu benim elimde mi, değil mi?
2. Sonuca değil, tekrarlayabildiğiniz davranışa odaklanın.
3. Küçük ve sürdürülebilir alışkanlıklar kurun.
4. Hatayı ahlaki kusur değil, veri olarak okuyun.
5. Değiştiremediğinizi kabul edin. Kabul, pes etmek değil, enerjiyi doğru yere aktarmaktır.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı koymaz. Zorlanıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak, kontrol alanınızı kullanmanın en güçlü yollarından biridir.

Bilimsel kaynaklar için → TIKLAYINIZ