Eş Bağımlılık

Onun ne istediğini her an biliyorsunuz. Peki ya siz ne istiyorsunuz? İlişkide “ben”i kaybetmenin sık kullanılan bir adı var: eş bağımlılık.

Önce net olalım: eş bağımlılık bir DSM tanısı DEĞİLDİR ve bilimsel literatürde hâlâ tartışmalı bir kavramdır. Yine de ölçülebilir bir ilişki örüntüsünü tarif eder. Geçerliği test edilmiş Composite Codependency Scale (Marks ve ark., 2012), bu örüntüyü üç eksende toplar: öz-feda (kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek), kişilerarası kontrol (“ben olmasam her şey dağılır” inancı) ve duygu bastırma.

Neden önemli? Bu puanı yüksek olan kişilerde depresyon, anksiyete ve stres daha yüksek; benlik saygısı ve duyguları ifade edebilme ise daha düşük bulunmuştur. Örüntünün kalbinde çoğu zaman düşük “benlik farklılaşması” yatar: yakınlık içinde bile kendi düşünce ve duygularını koruyabilme kapasitesinin zayıflaması (Chang, 2018).

İyi haber: bu sabit değil, öğrenilebilir bir beceri. Kendine geri dönmenin 5 adımı:
1) İhtiyaçlarını ad koyarak tanı
2) Küçük “hayır”larla başla
3) Duyguyu bastırma, ifade et
4) İlişkiden bağımsız kendi alanını yeniden kur
5) Tekrarlayan örüntü, travma veya bağımlılık varsa uzman desteği al

Tedavi işe yarıyor: bilişsel davranışçı terapi ve aile terapisi çalışmaları eş bağımlılığı anlamlı biçimde azaltıyor. Unutmayın — sınır koymak, bağı koparmak değildir.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Bilimsel kaynaklar için → TIKLAYINIZ