En etkili tedavi, neden en az?

Psikiyatrinin en etkili tedavisi, aynı zamanda en az konuşulanı. Bunun nedeni etkisizlik değil.

Dirençli depresyonda 69 randomize çalışma ve 10.285 katılımcıyı kapsayan bir ağ meta-analizinde 25 farklı tedavi karşılaştırıldı. Plaseboya karşı en yüksek yanıt olasılık oranı elektrokonvülsif tedaviye (EKT) aitti: OR 12,86. Ulusal verilerde depresyonda yanıt oranı %73, remisyon oranı %51. Katatonide, benzodiazepine yanıt vermeyen olgularda bile %80’i aşan yanıt bildiriliyor.

Güvenlik tarafı da genelde sanılandan farklı: 766.180 seansı kapsayan derlemede EKT’ye bağlı ölüm 100.000 seansta 2,1 — cerrahide genel anesteziye bağlı ölüm ise 3,4/100.000. 286.995 hastayı kapsayan yeni bir meta-analizde EKT ile demans riskinde artış saptanmadı; 50 yaş üstünde risk daha düşük bulundu. Kanada’da 67.327 yatışın izlendiği çalışmada taburculuk sonrası bir yıl içinde intihar ölümü riski EKT alanlarda daha düşüktü (HR 0,53).

Peki neden bu kadar sessiz bir tedavi? Küresel EKT kullanım farklarının %34’ünü açıklayan tek değişken, devletin ruh sağlığına ayırdığı bütçe. Antidepresan kullanımında böyle bir ilişki yok. Arkasında patentli bir molekül, dolayısıyla bir pazarlama bütçesi olmayan tedavi konuşulmuyor. Buna anestezisiz dönemin sinema mirası ekleniyor: Twitter analizinde EKT içeriklerinin yarısından fazlası şaka ya da önemsizleştirme.

Ama madalyonun diğer yüzü de gerçek. Otobiyografik bellek kaybı ölçülebilir bir yan etki: sağ tek taraflı uygulamada küçük (SMD 0,32), bilateralde büyük (SMD 0,82) ve uzun takipte kaybedilen anıların geri geldiğine dair kanıt yok. 44 ülkeden 858 hastanın katıldığı ankette katılımcıların %59’u yeterli bilgi verilmediğini söyledi. Bu, tedaviyi değil, bilgilendirme pratiğini sorgulatan bir bulgu.

EKT herkes için değil, her durumda değil. Ama ağır, psikotik ve katatonik tablolarda elimizdeki en etkili seçeneklerden biri — ve kararı korku değil, veri ve muayene vermeli.

Bilimsel kaynaklar için → TIKLAYINIZ