EMDR’de Bilateral Stimülasyon: PTSD ve Sağlıklı Kontrollerde Frontal EEG ve Periferik Fizyoloji Üzerindeki Diferansiyel Etkiler
Focus: Çalışmanın temel amacı, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) olan hastalarda ve sağlıklı kontrol grubunda, farklı duygusal uyaranlar sırasında uygulanan bilateral stimülasyonun (BLS) -görsel ve dokunsal- fizyolojik etkilerini incelemektir. EMDR’nin temel bir bileşeni olan BLS’nin psikofizyolojik uyarılmayı ve kalp hızını azalttığına dair önceki bulgular üzerine inşa edilmiştir.
Methodology:
- Örneklem: SOD-PTSD ile tanılanmış 20 kadın PTSD hastası ve Münih Teknik Üniversitesi’nden eşleştirilmiş 20 sağlıklı kadın kontrol deneği.
- Araştırma Tasarımı: Karşı dengelemeli (counter-balanced), denekler içi (within-subjects) tasarım, dört bloktan oluşmaktadır.
- Veri Toplama: Katılımcılar, göz hareketleri veya dokunsal BLS sırasında stresli veya nötr olayları (bireysel senaryolar veya bulaşık yıkama gibi) hatırlamışlardır. Frontal EEG (toplam güç TOTPOW, spektral kenar frekansı SEF) ve periferik psikofizyoloji (atım arası aralık IBI, sempatik ton PEP, parasempatik ton LNSSD, solunum hızı RESP) kaydedilmiştir.
- Analiz: Veriler, stimülasyon türü, bellek durumu ve grup etkilerini araştırmak için karma modeller (mixed models) analizi ile incelenmiştir.
Key Findings:
- Hem görsel hem de dokunsal stimülasyon sırasında, grup (hasta vs. kontrol) ve bellek durumundan (stresli vs. nötr) bağımsız olarak frontal EEG toplam gücünde anlamlı bir artış ve spektral kenar frekansında azalma gözlenmiştir.
- Otonom uyarılmada azalma (IBI artışı/kalp hızında düşüş) tespit edilmiştir.
- İstatistiksel olarak görsel stimülasyonda IBI artışı (p < 0.001) ve dokunsal stimülasyonda IBI artışı (p < 0.001) belirgin düzeydedir.
Conclusion: Sonuçlar, bilateral stimülasyonun (görsel/dokunsal) frontal EEG aktivitesini artırdığını ve otonom uyarılmayı azalttığını göstermektedir. Bu durum, BLS’nin kortikal yukarıdan aşağıya (top-down) düzenlemeyi kolaylaştırabileceğine işaret etmektedir.
——————————————————————————–
Öğretmenlerde Tükenmişlik Düzeylerinin EMDR Müdahalesi ile Azaltılması Üzerine Pilot Çalışma
Focus: Bu pilot çalışma, yüksek stresli bir meslek grubunda yer alan ve tükenmişlik riski taşıyan öğretmenlerde EMDR müdahalesinin duygusal tükenme, algılanan stres ve kişisel başarı üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır.
Methodology:
- Araştırma Tasarımı: Tek grup ön test-son test deneysel pilot çalışma.
- Örneklem: Orta ile yüksek düzeyde tükenmişlik bildiren 20-30 çalışan öğretmen.
- Uygulama: Katılımcılar 10 seans bireysel EMDR terapisi alacaktır. EMDR hedefleri, işle ilgili stres kaynakları, ilişkili negatif bilişler ve eşlik eden duygusal/bedensel tepkilere göre belirlenmektedir.
- Veri Toplama Araçları: Maslach Tükenmişlik Envanteri, Algılanan Stres Ölçeği ve Olayların Etkisi Ölçeği-Revize (IES-R).
Key Findings: Çalışma bir pilot çalışma olarak tasarlanmış olup, EMDR müdahalesinin duygusal tükenme ve algılanan stres düzeylerinde azalma, kişisel başarı algısında ise artışla ilişkilendirilmesi beklenmektedir.
Conclusion: Bu araştırma, EMDR’nin öğretmenlerde tükenmişlik semptomlarını azaltmak için uygulanabilir ve potansiyel olarak etkili bir müdahale yöntemi olabileceğine dair ön kanıtlar sunmayı hedeflemektedir.
——————————————————————————–
Çocuk ve Ergen EMDR Terapisinde Bilateral Stimülasyon Tercihleri: Klinik Uygulama Temelli Bir Analiz
Focus: Çalışmanın amacı, çocuk ve ergen EMDR uygulamalarında farklı yaş grupları ve klinik sunumlara göre bilateral stimülasyon (BLS) tercihlerini tanımlamaktır.
Methodology:
- Örneklem: Anksiyete, duygusal düzenleme güçlükleri, bağlanma sorunları, akran zorbalığı, travma, OKB ve kayıp nedeniyle EMDR terapisi alan 3-18 yaş arası çocuklar.
- Araştırma Tasarımı: Tanımlayıcı (descriptive) çalışma.
- Veri Analizi: Veriler tanımlayıcı istatistiklerle analiz edilmiştir. BLS yöntemleri; kendi kendine uygulanan, cihaz tabanlı, terapist aracılı ve bakım veren aracılı olarak kategorize edilmiştir.
Key Findings:
- En Sık Kullanılan Yöntemler: Cihaz tabanlı dokunsal BLS (%42), Kelebek Kucaklaması (%22), Bakım veren aracılı BLS (%16).
- Yaş Gruplarına Göre Tercihler:
- 3-7 Yaş: Bakım veren aracılı + harici stimülasyon.
- 8-12 Yaş: Cihaz tabanlı.
- 13-18 Yaş: Kendi kendine uygulanan (Kelebek Kucaklaması).
- Klinik alanlara göre tercihlerde; düzenleme (regulation) için cihaz tabanlı, bağlanma için bakım veren aracılı yöntemlerin öne çıktığı görülmüştür.
Conclusion: Çocuk ve ergenlerde BLS tercihleri gelişimsel düzey, mevcut sorunlar ve ilişkisel bağlamla yakından ilişkilidir. Bulgular, klinik uygulamada esnek ve gelişimsel duyarlılığa sahip BLS seçiminin önemini vurgulamaktadır; yaş ilerledikçe dışsal düzenlemeden öz-düzenlemeye doğru bir kayış gözlenmiştir.
——————————————————————————–
AIP’nin Gücünü Sistemik-İlişkisel Bütünleşme Yoluyla Açığa Çıkarma: Virginia Satir’in “Kap” Metoforunun EMDR ile Klinik Uygulaması
Focus: Bu çalışma, sistemik-ilişkisel terapiyi EMDR (AIP modeli) ile entegre ederek, ilişkisel travmaların işlenmesini, kaynakların geliştirilmesini ve anlatı tutarlılığının (narrative coherence) artırılmasını amaçlamaktadır. Virginia Satir’in “Kap” (Pot) metaforu, EMDR prosedürleriyle zenginleştirilmiştir.
Methodology:
- Klinik Vaka Çalışması: İlişkisel travma, negatif öz-inançlar ve ilişkisel sıkıntı yaşayan genç bir yetişkin kadın.
- Model Yapısı: “Satir’in Kabı” üç seviyeli bir model olarak yeniden yorumlanmıştır:
- Kaynaklar (Üst Seviye): Pozitif içsel/dışsal kaynaklara erişim ve güçlendirme.
- Mevcut Seviye (Orta Seviye): İşlevselliğin ve terapötik değişimin izlenmesi.
- Travmatik Anılar (Alt Seviye/Boş): EMDR protokolleri kullanılarak travmatik anıların işlenmesi.
Key Findings:
- Kaynaklara ve travmatik anılara hızlı erişim sağlanmıştır.
- Öznel Rahatsızlık Birimi (SUD) düzeyinde azalma ve negatif temel inançlarda değişim gözlenmiştir.
- Duygusal düzenleme, özerklik ve anlatı tutarlılığında iyileşme kaydedilmiştir.
- Müdahale sonrası “Kap”ın mevcut seviyesinde (öz-saygı yansıması) artış görülmüştür.
Conclusion: Entegrasyon, adaptif travma işlemini ilişkisel bir çerçevede desteklemektedir. “Kap” metaforu; dengeleme, izleme ve işleme süreçleri için klinik bir harita görevi görerek hem bireysel hem de ilişkisel düzeyde bütünleşmeyi teşvik eder.
——————————————————————————–
Karmaşık PTSD İçin EMDR ve C.G. Jung’un Analitik Psikolojisinin Entegrasyonu
Focus: Karmaşık PTSD (K-PTSD) vakalarında EMDR terapisi içinde seçilmiş Jungiyen kavramların entegrasyonunu keşfetmek. K-PTSD’nin sıklıkla bağlanma travması, disosiasyon ve benlik fragmantasyonu içerdiği temel alınmıştır.
Methodology:
- Klinik Uygulama: Jungiyen öğeler (imgeler, rüyalar, içsel figürler, sembolik diyalog ve somatik deneyim) EMDR’nin tüm aşamalarına dahil edilmiştir.
- Ortak Zemin: EMDR’nin AIP modeli ve travma işleleme süreci ile Analitik Psikolojinin aktif hayal gücü, sembolik keşif ve rüya çalışması birleştirilmiştir.
Key Findings:
- Disosiye materyale daha fazla erişim imkanı.
- Affekt düzenlemesinde (duygu regülasyonu) iyileşme.
- Benlik durumlarının (self-states) daha güçlü entegrasyonu.
Conclusion: EMDR ve Analitik Psikolojinin entegrasyonu, K-PTSD’de işleme ve entegrasyon için ek yollar sunabilir. Jungiyen yöntemler, iyileşme sürecinde ortaya çıkan sembolik materyalle çalışmaya yardımcı olur.
——————————————————————————–
EMDR Sırasında İçsel Eleştirmenden Farkındalık Temelli Yeniden Yönlendirme: Vaka Temelli Klinik Keşif
Focus: Bazı EMDR vakalarında işlelemeye müdahale eden “içsel eleştirmen” (içselleştirilmiş ebeveyn dinamikleri) nedeniyle sınırlı yanıt alınması sorununa odaklanmaktadır. Amaç, duygusal işlemeyi iyileştirmek ve öz-şefkate geçiş sağlamaktır.
Methodology:
- Yöntem: Standart EMDR protokolü ile birlikte vaka temelli klinik gözlem.
- Teknikler: Affekt köprüsü (affect bridge), imajinal sınırlama, içsel eleştirmenin etiketlenmesi + psiko-eğitim, dikkatin öz-şefkate kaydırılması ve retrospektif hasta bildirimli sonuç değerlendirmeleri.
Key Findings:
- Yüksek farkındalık düzeyi (M = 9.9) elde edilmiştir.
- Sürdürülebilir duygusal düzenleme (M = 9.7) gözlenmiştir.
Conclusion: İçsel eleştirmenden (ve otomatik ruminasyondan) uzaklaşan farkındalık ve yeniden yönlendirme, EMDR sırasında affekt düzenlemesini desteklemektedir.
——————————————————————————–
Yetişkin Kekemeliği İçin EMDR Müdahalesi: Adaptif Bilgi İşleme Perspektifi
Focus: Yetişkin kekemeliğinin nörogelişimsel bir akıcılık bozukluğu olduğu gerçeğinden hareketle, EMDR müdahalesinin AIP çerçevesinde klinik etkisini değerlendirmek. Travmatik bellek ağlarının mevcut tetikleyicilerle aktive olmasının semptomların kalıcılığına katkıda bulunduğu varsayılmıştır.
Methodology:
- Vaka: Üst düzey sorumluluk gerektiren bir işte çalışan, konuşma blokları ve performans kaygısı yaşayan 28 yaşında evli bir erkek.
- İşlemleme: Aile içinde yaşanan bir çocukluk cinsel sınır ihlali hedef anı olarak belirlenmiştir. 10 seans EMDR uygulanmıştır.
Key Findings:
- Utanç ve performans kaygısında belirgin azalma.
- Kaçınma davranışlarının ortadan kalkması.
- Konuşma akıcılığında anlamlı iyileşme; seanslar sonunda kekemelik semptomları tamamen remisyona girmiştir.
- Öznel Rahatsızlık Birimi (SUD) 10’dan 0’a düşmüştür.
Conclusion: Adaptif olmayan şekilde depolanmış travmatik bellek ağlarının hedeflenmesi, yetişkin kekemeliğinde semptomların iyileşmesine katkı sağlar. EMDR, seçilmiş yetişkin vakalarında önemli klinik iyileşme sağlayabilir.
——————————————————————————–
Çocuk ve Ergenlerde Travma İlişkili OKB İçin EMDR’nin Etkinliği: 14 Vakanın Ön-Son SUD Analizi
Focus: Bu çalışma, OKB semptomları gösteren çocuklarda, travmatik anıların EMDR ile işlenmesinin ardından Öznel Rahatsızlık Birimi (SUD) düzeylerindeki değişimleri incelemeyi amaçlamaktadır.
Methodology:
- Örneklem: 8-17 yaş arası 14 çocuk ve ergen.
- Tasarım: Tek gruplu ön test-son test tasarımına sahip retrospektif vaka serisi.
- Uygulama: Gelişimsel EMDR Protokolü uygulanmıştır. Ortalama 20.1 seans (aralık 15-29) yapılmıştır.
- Hedef Anı Temaları: Ebeveyn çatışması, fiziksel şiddet, aşağılanma, dışlanma, terk edilme, bulaş deneyimleri ve aşırı sorumluluk.
Key Findings:
- Müdahale öncesi ortalama SUD değeri 9.48 iken, müdahale sonrası 0.22’ye düşmüştür.
- Birincil hedef anı SUD düzeylerinde %81.5 oranında azalma kaydedilmiştir.
Conclusion: Travma ile bağlantılı hedef anıların EMDR ile işlenmesi, travma bağlantılı OKB vakalarında SUD düzeylerini anlamlı ölçüde düşürebilir. Bulgular, AIP modeliyle uyumlu olup çocukluk çağı OKB vakalarında kapsamlı bir travma geçmişi analizinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
——————————————————————————–
Kompleks Travmaya Bağlı Dissosiyatif Amnezide EMDR Terapisi ile Otobiyografik Belleğin Geri Kaz kazanılması: Bir Olgu Sunumu
Odak: Bu çalışma, kompleks travma sonrası gelişen dissosiyatif amnezi, otobiyografik bellek kaybı ve psikolojik işlevsellik bozukluğu gösteren bir vakada EMDR terapisi müdahalesinin etkisini incelemeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji:
- Örneklem: Kronik baş ağrısı ve şiddetli hafıza kaybı şikayeti olan 28 yaşında kadın hasta.
- Ölçme Araçları: Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES), PCL-5 (Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Tarama Ölçeği) ve CORE-OM (Psikolojik Değerlendirme Ölçeği).
- Araştırma Deseni: 8 aşamalı EMDR protokolünün uygulandığı, 15 seanslık bir olgu sunumu.
Temel Bulgular:
- İstatistiksel Değişim: Ölçek puanlarında klinik olarak anlamlı düşüşler kaydedilmiştir:
- DES: 58’den 3’e düştü.
- PCL-5: 67’den 15’e düştü.
- CORE-OM: 27’den 7’ye düştü.
- Klinik Gözlem: Hastanın 10-18 yaş arasına ait otobiyografik anıları geri gelmiş, ego bütünlüğü güçlenmiş ve duygulanım toleransı artmıştır.
Sonuç: EMDR terapisinin otobiyografik hafızayı geri kazandırmada, dissosiyatif amneziyi hafifletmede ve temel negatif inançları dönüştürerek ego bütünlüğünü sağlamada etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.
——————————————————————————–
TSSB ve KTSSB İçin 8 Günlük Yoğun Tedavi Programında EMDR: Rutin Psikiyatrik Bakımdaki Sonuçlar
Odak: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Kompleks TSSB (KTSSB) tanılı hastalarda, 8 günlük Yoğun Tedavi Programı (ITP) ile standart bakım (TAU) arasındaki semptom azalması ve programı bırakma oranlarını karşılaştırmak.
Metodoloji:
- Örneklem: ITP grubunda 47 katılımcı, TAU grubunda 54 katılımcı.
- Veri Toplama: PCL-5 ölçeği (başlangıç, tedavi sonrası ve 3 aylık takip).
- Araştırma Deseni: ITP grubuna 8 gün boyunca günde 2 seans EMDR ve Uzatılmış Maruz Bırakma (PE) uygulanırken; TAU grubuna 22 hafta boyunca haftalık seanslar uygulanmıştır.
Temel Bulgular:
- Semptom Azalması: Her iki grup da TSSB semptomlarında önemli düşüş göstermiştir; tedavi hızı açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır.
- Bırakma Oranları: ITP grubunda programı bırakma oranı %4 iken, TAU grubunda bu oran %24 olarak kaydedilmiştir.
Sonuç: Yoğun tedavi formatı (ITP), tedavi süresini önemli ölçüde kısaltmakta ve programı bırakma oranlarını düşürmektedir. EMDR’nin yoğun formatlara başarıyla entegre edilebileceği kanıtlanmıştır.
——————————————————————————–
Kompleks TSSB ve Dissosiyatif Semptomlarda Standart EMDR Protokolü Uyarlamalarının Eleştirel İncelemesi
Odak: Dissosiyatif semptomlar ve KTSSB sergileyen hastalar için EMDR kullanımına yönelik temel klinik önerileri sunmak.
Metodoloji:
- Tasarım: EMDR uyarlamaları, uluslararası kılavuzlar ve klinik literatürün yansıtıcı bir eleştirel incelemesi.
- Araçlar: DES-II ve SCID-D gibi araçların kullanımının değerlendirilmesi.
Temel Bulgular:
- Klinik Öneriler: Çalışma, 3 aşamalı bir model önermektedir:
- Aşama 1: Stabilizasyon ve Güvenlik (pencere toleransı dahilinde çalışma).
- Aşama 2: Travmatik Materyal ile Titre Edilmiş ve Parçalanmış Karşılaşma (CIPOS, Tip-off gibi tekniklerin kullanımı).
- Aşama 3: Entegrasyon ve Nüks Önleme.
Sonuç: EMDR, aşama odaklı bir çerçeve içinde uyarlandığında kompleks travma vakalarında güvenle kullanılabilir. Bu yaklaşım, travmatik anıların işlenmesi sırasında duyarsızlaşma riskini azaltır.
——————————————————————————–
Yatan Hasta Travma Bakımında Yardımcı EMDR: Karma Yöntemli Bir Olgu Çalışması
Odak: Çok disiplinli bir yatan hasta bakım ortamında, yardımcı bir müdahale olarak uygulanan EMDR’nin hastanın değişim deneyimi üzerindeki etkisini keşfetmek.
Metodoloji:
- Örneklem: KTSSB tanılı 43 yaşında bir kadın hasta.
- Tasarım: 15 haftalık multidisipliner tedaviye ek olarak 7 seanslık EMDR müdahalesi içeren karma yöntemli tek vaka çalışması.
- Araçlar: PCL-5, SCL-10, BDI-II (nicel) ve yarı yapılandırılmış görüşme (nitel).
Temel Bulgular:
- Nicel: PCL-5 ve SCL-10 puanlarında belirgin bir düşüş gözlemlenmiştir.
- Nitel: Hasta, “yeniden neşe hissettiğini” ve imgelem yoluyla yeniden senaryolaştırmanın bir dönüm noktası olduğunu belirtmiştir.
Sonuç: EMDR’nin yatan hasta travma bakımına entegre edilebileceği ve özellikle gelişimsel travmalarda imgelem odaklı çalışmanın iyileşme sürecini hızlandırdığı sonucuna varılmıştır.
——————————————————————————–
EMDR Güvenliği: Advers Olaylar, Semptom Kötüleşmesi ve Tedaviyi Bırakma
Odak: EMDR literatüründeki advers (olumsuz) olay raporlamalarını eleştirel bir şekilde incelemek ve bir izleme çerçevesi önermek.
Metodoloji:
- Tasarım: Randomize kontrollü çalışmaların, gözlemsel çalışmaların ve klinik kılavuzların eleştirel incelemesi.
- Analiz: Advers olay tanımları, toplama yöntemleri ve tedavi bırakma nedenleri üzerine odaklanılmıştır.
Temel Bulgular:
- Raporlama Eksikliği: Advers olayların genellikle yetersiz tanımlandığı ve eksik raporlandığı saptanmıştır.
- Önerilen Çerçeve: Risk değerlendirmesi, işleme öncesi hazırlık, seans sırası tepki ve seans sonrası takip aşamalarını içeren 5 adımlı bir izleme çerçevesi önerilmiştir.
Sonuç: EMDR güvenliği sadece ciddi advers olayların yokluğu ile tanımlanamaz. Literatür, destabilizasyonu (istikrarsızlaşmayı) erken tespit edecek daha titiz ve standart raporlama yöntemlerine ihtiyaç duymaktadır.
——————————————————————————–
Travmatik Doğum Sonrası EMDR: Güncel Klinik Çalışmaların Sistematik İncelemesi
Odak: Travmatik doğum deneyiminin yönetiminde EMDR’nin etkinliğini değerlendiren çalışmaları özetlemek.
Metodoloji:
- Tasarım: 2010-2024 yılları arasını kapsayan sistematik inceleme.
- Seçim Kriterleri: Doğum sonrası dönemde EMDR müdahalesini değerlendiren ve anne ruh sağlığı çıktılarını raporlayan çalışmalar.
Temel Bulgular:
- Klinik Etki: İncelenen 4 temel çalışma, EMDR’nin doğumla ilişkili travmatik stres semptomlarını, depresif belirtileri ve gelecekteki doğum korkusunu azalttığını göstermiştir.
- Güvenlik: Raporlanan çalışmalarda ciddi bir advers olay kaydedilmemiştir.
Sonuç: EMDR, travmatik doğum sonrası farklı zaman pencerelerinde uygulanabilen ve anne-bebek bağını güçlendirme potansiyeli olan makul bir travma odaklı tedavi seçeneğidir.
——————————————————————————–
Obezite ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Tedavisinde EMDR Terapisinin Uzun Vadeli Etkinliği
Odak: EMDR terapisinin obezite ve tıkınırcasına yeme bozukluğu (TYB) olan hastalarda uyumsuz yeme davranışlarını azaltma üzerindeki uzun vadeli etkisini değerlendirmek.
Metodoloji:
- Örneklem: TYB olan obezite hastaları (n=6).
- Tasarım: EMDR + Standart Bakım (TAU) ile sadece TAU’yu karşılaştıran yarı deneysel boylamsal çalışma.
- Araçlar: Tıkınırcasına Yeme Ölçeği (BES) kullanılarak başlangıç, tedavi sonrası, 3. ve 6. ay takipleri yapılmıştır.
Temel Bulgular:
- Semptom Azalması: BES puanlarında başlangıca göre tedavi sonrasında anlamlı bir düşüş (p=0.02) kaydedilmiş ve bu etki 6. ayda da korunmuştur.
- Klinik Göç: 6. ayda örneklemin %50’si “Az/Hiç” semptom kategorisine geçmiş, “Şiddetli” kategorisinde kimse kalmamıştır.
Sonuç: EMDR’nin yeme bozukluklarının temelindeki travmalara odaklanarak, yeme davranışlarında kalıcı iyileşme sağlayan vaat edici bir müdahale olduğu görülmüştür.
——————————————————————————–
Kronik Ürtiker Vakasında EMDR Müdahalesi
Odak: Strese bağlı somatik bir durum olan kronik ürtikerin tedavisinde EMDR’nin etkinliğini incelemek.
Metodoloji:
- Örneklem: 2 yıldır kronik ürtikeri olan ve stres dönemlerinde semptomları artan 52 yaşında kadın hasta.
- Tasarım: 8 aşamalı standart EMDR protokolü ile yürütülen 15 seanslık süreç.
- Araçlar: Ürtiker Aktivite Skoru (UAS7) ve Öznel Rahatsızlık Birimi (SUD).
Temel Bulgular:
- Semptom İyileşmesi: UAS7 puanında %86’lık bir azalma (36’dan 5’e) kaydedilmiştir.
- Takip: 3 aylık takip sürecinde herhangi bir nüks raporlanmamıştır. SUD seviyeleri 10’dan 2’ye gerilemiştir.
Sonuç: Bu vaka, tıbbi tedaviye dirençli somatik semptomların çözümünde, çözülmemiş travmatik anıların işlenmesinin kritik önemini vurgulamaktadır.
——————————————————————————–
Miyokard Enfarktüsü Sonrası Hastalarda Erken EMDR R-TEP Müdahalesi
Odak: İlk kez Miyokard Enfarktüsü (MI) geçiren hastalarda, akut stresi azaltmak ve TSSB riskini önlemek için EMDR R-TEP’in güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek.
Metodoloji:
- Örneklem: İlk MI sonrası hastaneye yatırılan 35-55 yaş arası hastalar (Girişim grubu n=35, Kontrol grubu n=33).
- Araçlar: NSESSS (Akut stres), HADS-M (Anksiyete/Depresyon), PCL-5 ve PSS-10 (Algılanan stres).
- Tasarım: 8 haftalık takip içeren pilot çalışma.
Temel Bulgular:
- Grup Karşılaştırması: EMDR grubunda akut stres (p=0.0000), TSSB semptomları (p=0.0000) ve algılanan stres (p=0.0000) seviyeleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulunmuştur.
- Klinik Fark: EMDR uygulanan hastalar, standart bakım alanlara göre belirgin iyileşme göstermiştir.
Sonuç: Kardiyolojik olaylar sonrası uygulanan erken EMDR R-TEP müdahalesi, akut stres reaksiyonlarını azaltmada ve uzun vadeli psikolojik sağlığı korumada güvenli ve etkili bir yaklaşımdır.
——————————————————————————–
AIP’nin Gücünü Sistemik-İlişkisel Bütünleşme Yoluyla Açığa Çıkarmak: Virginia Satir’in “Özdeğer Kabı” Metoforunun EMDR ile Klinik Uygulaması
Odak: İlişkisel travmaları işlemek ve kaynakları güçlendirmek amacıyla sistemik-ilişkisel terapi ile EMDR’yi (Satir’in Özdeğer Kabı metoforu üzerinden) entegre etmek.
Metodoloji:
- Tasarım: Genç bir kadın hasta üzerinden yürütülen klinik olgu çalışması.
- Model: Satir’in “Özdeğer Kabı” metoforu; Kaynaklar (Dolu), Mevcut Durum (Akışkan) ve Travmatik Anılar (Boş) olmak üzere üç seviyeli bir modele dönüştürülmüştür.
Temel Bulgular:
- Klinik Çıktılar: Kaynaklara ve travmatik anılara hızlı erişim sağlanmış, öznel rahatsızlık azalmış ve negatif temel inançlarda değişim kaydedilmiştir.
- Gelişim: Müdahale sonrası “Özdeğer Kabı”nın mevcut seviyesinde artış ve gelişmiş bir özsaygı gözlemlenmiştir.
Sonuç: EMDR ve sistemik dilin entegrasyonu, travma işlemlenmesini ilişkisel bir çerçeveye oturtarak hem bireysel hem de sistemik düzeyde iyileşmeyi desteklemektedir.
——————————————————————————–
Toplum Temelli Müdahale: Bir Ergen Tarafından İşlenen Aile Katliamı Sonrası EMDR (Paderno Dugnano Vakası)
Odak: Eylül 2024’te İtalya’nın Paderno Dugnano kasabasında 17 yaşındaki bir ergenin anne, baba ve 12 yaşındaki kardeşini öldürmesiyle sonuçlanan trajedi sonrası toplumda oluşan kolektif travmaya yönelik müdahaledir. Çalışmanın temel amacı, okul topluluğunu ve yerel halkı kapsayan koordinatörlü ve travma odaklı bir müdahale gerçekleştirmektir.
Metodoloji: Müdahale üç aşamada gerçekleştirilmiştir:
- Psikoeğitim (CISM): İlk 3 haftada veliler, öğretmenler ve halka yönelik 7 toplantı (yaklaşık 480 katılımcı).
- Grup EMDR Müdahalesi (G-TEP): 23 oturumda 15 grup; ortaokul ve lise öğrencileri ile öğretmenlerini kapsamıştır.
- Bireysel EMDR ve Süpervizyon: Travma yaşayan bireylere yönelik destek ve uygulayıcı terapistler için vaka süpervizyonu. Toplamda ~470 kişiye ulaşılmış, 15 grup seansı düzenlenmiş ve 13 EMDR terapisti görev almıştır.
Temel Bulgular:
- CISM Sonuçları: Olayın normalleştirilmesi sağlandı, psikolojik tepkiler üzerindeki damgalanma azaldı ve “Mark of Cain” (toplumsal damgalanma) etkisine karşı koruma sağlandı.
- G-TEP Sonuçları: Güvenlik ve grup uyumu arttı; travmatik anıların işlenmesi (korku ve kederin azaltılması) sağlandı. Hem yetişkinler hem de gençler için klinik bir kapanış hissi yaratıldı.
Sonuç: Kolektif travmaların yönetiminde CISM ve EMDR (G-TEP) entegrasyonu, geniş kitlelere ulaşmak, damgalanmayı önlemek ve toplumsal dayanıklılığı desteklemek için temel bir yaklaşımdır.
——————————————————————————–
Ortak Travma, Farklı Zihinler: Gelişimsel Basamaklarda EMDR Esnekliği
Odak: Aynı aile stresörüne (boşanma) maruz kalan farklı yaşlardaki kardeşlerin, gelişimsel basamaklarına göre travmayı nasıl temsil ettiklerini belirlemek ve EMDR hedeflerini bu seviyelere göre farklılaştırmaktır.
Metodoloji: Ebeveynleri boşanan 4 kardeşten oluşan bir örneklem (5, 8, 10 ve 15 yaş) Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli çerçevesinde incelenmiştir. Gelişimsel olarak uyarlanmış EMDR protokolü ve “İyileşen Hikaye Tekniği” kullanılmıştır. Çıktı ölçütü olarak Öznel Rahatsızlık Birimleri (SUD) kullanılmıştır.
Temel Bulgular:
- Yaş 5: Terk edilme korkusu ve somatik semptomlar ön plandaydı.
- Yaş 8: İnkar ve günlük rutinlerin bozulması görüldü.
- Yaş 10: Askıya alınmış yas ve kardeş özdeşleşmesi yoluyla dolaylı işleme gözlemlendi.
- Yaş 15: Öfke merkeziyetli temalar, adaletsizlik ve duygusal mesafe hakimdi.
- Tüm yaş gruplarında EMDR sonrası SUD skorlarında belirgin bir düşüş kaydedilmiştir (SUD 10’dan yaklaşık 2’ye gerilemiştir).
Sonuç: Ortak bir travmatik olay her çocukta aynı sonucu doğurmaz; gelişimsel düzey, sembolizasyon ve savunmaları belirler. EMDR hedef seçimi ve işleme süreci çocuğun gelişimsel basamağına göre rehberlik edilmelidir.
——————————————————————————–
PTSD Sonrası OKB Semptomları Gösteren 5 Yaşındaki Bir Vakada EMDR Müdahalesi
Odak: Ebeveynin sağlık sorunları nedeniyle lomber ponksiyon yapılması ve ardından ağır bir trafik kazası geçirilmesi sonrası travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) ve buna bağlı obsesif-kompulsif (OKB) semptomları gösteren 5 yaşındaki bir kız çocuğunun tedavisidir.
Metodoloji: PTSD odaklı bir vaka formülasyonu kullanılmıştır. 13 seanslık müdahale süreci; detaylı değerlendirme, ebeveyn stabilizasyonu, güvenli yer egzersizleri, “Sihirli Kalp Bağlantısı”, hikaye anlatma ve tersine çevrilmiş EMDR protokolünü içermektedir.
Temel Bulgular: Tedavi sonrası değerlendirmede, tekrarlayan kontrol etme ve düzenleme davranışlarında tam iyileşme (remisyon) gözlemlenmiştir. SUD skoru 8’den 0’a düşmüş, çocuğun kaza anı çizimlerinde niteliksel olarak olumlu değişimler (kaos içeren çizimlerden düzenli ve renkli çizimlere geçiş) saptanmıştır.
Sonuç: Erken çocukluk dönemi PTSD ve OKB semptomlarında ebeveynin sürece dahil edilmesi ve gelişimsel aşamaya uygun EMDR protokollerinin kullanılması terapötik etkinliği artırmaktadır.
——————————————————————————–
Yaşlı Yetişkinlerde EMDR: Bir Kapsam Belirleme İncelemesi (Scoping Review)
Odak: 65 yaş ve üstü yetişkinlerde EMDR müdahalelerine ilişkin literatürü haritalamak ve sentezlemektir. Yaşlı popülasyonun nörobiyolojik hassasiyeti ve farmakolojik yan etkilere duyarlılığı nedeniyle kanıta dayalı psikoterapilerin genişletilmesi amaçlanmıştır.
Metodoloji: Başlıca elektronik veri tabanlarında sistematik bir tarama yapılmıştır. Ortalama yaşı ≥ 65 olan, EMDR alan katılımcıları içeren nicel ve nitel çalışmalar dahil edilmiştir. Veri çıkarma işlemi çalışma tasarımı, uyarlamalar ve sonuçlara odaklanmıştır.
Temel Bulgular: Ön bulgular, EMDR’nin PTSD, depresyon, nörolojik ve somatik semptom bozuklukları tanısı alan yaşlı popülasyonlarda uygulandığını göstermektedir. Bildirilen sonuçlar, yöntemin uygulanabilir (feasible) olduğunu, semptomları azalttığını ve iyi tolere edildiğini göstermektedir. Bilişsel gerileme, duyusal bozukluklar ve seans hızına yönelik uyarlamaların yaygın olduğu görülmüştür.
Sonuç: Mevcut kanıtlar yaşlı yetişkinlerde EMDR’nin potansiyel etkinliğini desteklemektedir; ancak kanıt temelini güçlendirmek için daha geniş kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.
——————————————————————————–
Travmatik Doğum Sonrası EMDR: Güncel Klinik Çalışmaların Sistematik İncelemesi
Odak: Travmatik doğum (CB-PTSD) ile ilişkili semptomların yönetiminde EMDR’nin etkinliğini değerlendiren güncel klinik çalışmaları sistematik olarak özetlemektir.
Metodoloji: PRISMA 2020 standartlarına göre yürütülen incelemede, Ocak 2020 ile Şubat 2024 arasında yayınlanan çalışmalar taranmıştır. 10 çalışma (4 ana randomize kontrollü çalışma dahil) kriterlere uygun bulunmuştur. Sentez aşamasında hem nicel hem de nitel veriler değerlendirilmiştir.
Temel Bulgular:
- İncelenen çalışmalarda EMDR, doğumla ilişkili travmatik stres semptomlarında azalma ile ilişkilendirilmiştir.
- İkincil sonuçlarda; depresif semptomlar, gelecekteki doğum korkusu, anne-bebek bağlanması ve yaşam kalitesinde iyileşmeler rapor edilmiştir.
- Ciddi bir yan etki bildirilmemiştir.
Sonuç: EMDR, travmatik doğum sonrası için makul bir travma odaklı seçenek olarak öne çıkmaktadır. Mevcut kanıtlar, EMDR’nin evrensel bir müdahale olmaktan ziyade, perinatal travma bakım yollarına entegre edilmiş bir tedavi olarak görülmesini desteklemektedir.
——————————————————————————–
Deprem Kaybı Sonrası Travmatik Yas ve Duygusal İşleme Üzerine EMDR Yas Protokolü
Odak: 6 Şubat 2023 Türkiye depremlerinden sağ kurtulanlarda EMDR Yas Protokolü’nün travmatik yas semptomları ve duygusal işleme üzerindeki etkinliğini incelemektir.
Metodoloji: Randomize kontrollü pilot çalışma (N=78). Katılımcılar 3 seanslık EMDR Yas Protokolü (n=39) veya bekleme listesi kontrol grubuna (n=39) atanmıştır. Ölçümler: PCL-5 (PTSD), Travmatik Yas Ölçeği (TGS) ve Duygusal İşleme Ölçeği (EPS).
Temel Bulgular:
- Travmatik Yas: TGS puanları EMDR grubunda 56.1’den 35.8’e anlamlı şekilde düşmüştür (p<.001).
- PTSD: PCL-5 puanlarında (39.9 -> 24.2) klinik olarak anlamlı düşüş görülmüştür.
- Duygusal İşleme: EPS puanlarında kontrol grubuna kıyasla dramatik iyileşme kaydedilmiştir.
- Tüm sonuçlarda yüksek etki büyüklüğü (partial η² = .73 – .96) saptanmıştır.
Sonuç: EMDR Yas Protokolü, afet sonrası travmatik yas için son derece etkili ve kısa süreli (3 seans) bir müdahaledir. Bu çalışma, Türkiye’deki afet bağlamında EMDR için ilk deneysel kanıtları sunmaktadır.
——————————————————————————–
Hashimoto Tiroiditinde EMDR’nin Psikolojik ve İmmünolojik Faydaları
Odak: Hashimoto Tiroiditi (HT) hastalarında EMDR terapisinin psikolojik durum ve immünolojik parametreler (anti-TPO antikorları) üzerindeki etkisini değerlendirmektir.
Metodoloji: Randomize kontrollü çalışma (N=91). Üç grup oluşturulmuştur: EMDR, Plasebo ve Olağan Tedavi (TAU). 12 seanslık EMDR müdahalesi hastalık öncesi travmatik anılara odaklanmıştır. Değerlendirmeler başlangıçta, müdahale sonrası ve 3. ayda yapılmıştır.
Temel Bulgular:
- Psikolojik Değişkenler: EMDR grubunda disosiasyon, depresyon, anksiyete, stres seviyelerinde ve yaşam kalitesinde anlamlı iyileşme görülmüştür.
- İmmünolojik Etki: EMDR grubunda anti-TPO antikor seviyelerinde anlamlı bir düşüş kaydedilmiştir; anti-TG üzerinde ise anlamlı bir etki saptanmamıştır.
Sonuç: EMDR, HT hastalarında travma kaynaklı semptomları iyileştirmekle kalmayıp, bağışıklık sistemi üzerinde de olumlu (anti-TPO düşüşü) etkiler gösterebilmektedir.
——————————————————————————–
İkili Uyarımın Çocuklarda Kısa Süreli Bellek Üzerindeki Etkisi
Odak: EMDR’nin temel bileşeni olan ikili uyarımın (bilateral stimulation – BLS) çocukların kısa süreli bellek kapasitesi üzerindeki etkisini araştırmaktır.
Metodoloji: 8-9 yaşlarındaki 50 okul çocuğu ile deneysel bir çalışma yürütülmüştür. Katılımcılar 5 gruba ayrılmış ve prosedür üç aşamadan oluşmuştur: Başlangıç bellek değerlendirmesi, 4 set ikili görsel uyarım ve paralel materyallerle son test değerlendirmesi.
Temel Bulgular: İkili uyarımın çocukların kısa süreli belleği üzerinde pozitif bir etkisi olduğu saptanmıştır. Bellek puanları uyarım sonrası ortalama %34.42 (yaklaşık üçte bir oranında) artış göstermiştir. İyileşme; işitsel bellek, görsel tanıma belleği ve görsel-motor yeniden yapılandırma yöntemlerinin tamamında gözlemlenmiştir.
Sonuç: İkili uyarım, özellikle eğitim bağlamlarında bilişsel gelişimi desteklemek için orta derecede güçlü ve olumlu bir araç olarak kullanılabilir.
——————————————————————————–
Polikistik Böbrek Hastalığında Travmatik Anılar ve Psikolojik İyilik Hali: EMDR’nin Rolü
Odak: Polikistik böbrek hastalığı (PKD) olan ve aynı hastalığa sahip aile üyelerinin acılarına tanıklık eden hastalarda travmatik anıları ve anksiyete/depresyon semptomlarını EMDR ile tedavi etmektir.
Metodoloji: Pilot çalışma kapsamında yaşları 44-57 arasında değişen 4 hasta (2 erkek, 2 kadın) incelenmiştir. STAI (Anksiyete) ve BDI (Depresyon) ölçekleri uygulanmıştır. Tedavi, diyaliz veya organ reddi gibi tıbbi travmalar ile ailevi kayıplara odaklanmıştır.
Temel Bulgular: EMDR müdahalesi sonrası tüm hastaların BDI ve STAI skorlarında belirgin bir düşüş gözlemlenmiştir. Hastalar duygusal ve psikolojik durumlarında iyileşme rapor etmişlerdir. Örneğin, bir hastanın BDI puanı 18’den 0’a, STAI puanı ise 58’den 50’ye gerilemiştir.
Sonuç: Aynı kronik hastalığa sahip aile bireylerinin mücadelesine tanık olmak travmatik bir etki yaratabilir. EMDR, bu travmatik anıların işlenmesinde ve hastaların genel iyilik halinin artırılmasında etkili bir müdahaledir.
——————————————————————————–
Ses Anneye Dönüştüğünde: Ergenlikte Travma Bağlantılı Disosiyatif Parça ile EMDR
Odak: Psikotik spektrumla karıştırılabilecek olan ergenlik dönemi işitsel ve görsel halüsinasyonlarını, travma ile ilişkili disosiyatif parçalar olarak ele almak ve EMDR ile tedavi etmektir.
Metodoloji: Sesler ve görüntüler nedeniyle sıkıntı yaşayan 15 yaşındaki bir ergen üzerinde yürütülen vaka çalışmasıdır. Faz odaklı EMDR stratejileri (travma entegrasyonu) uygulanmış ve SUD (Öznel Rahatsızlık Birimi) skoru ile takip yapılmıştır.
Temel Bulgular: EMDR sonrasında “seslerin” travmatik yükü ve baskınlığı azalmıştır. Hastada duygu düzenleme kapasitesi ve öz-uyum artmıştır. İşitsel ve görsel deneyimlere bağlı SUD skorları seanslar ilerledikçe dramatik bir şekilde (8-10 seviyelerinden 1-2 seviyelerine) düşmüştür.
Sonuç: Ergenlik dönemindeki disosiyatif sesler, birincil psikozdan ziyade travma bağlantılı parçaları temsil edebilir ve travma odaklı EMDR formülasyonu bu semptomların çözümünde etkilidir.
——————————————————————————–
Erken Çocukluk Döneminde Öyküsel Terapi ve EMDR ile Erken Müdahale: Bir Vaka Çalışması
Odak: Çalışma, işlevsel olmayan bir aile ortamında hem dışa vurum (öfke nöbetleri, saldırganlık) hem de içe atım (kaygı, çekingenlik) semptomları gösteren 5 yaşındaki “Elena” (takma ad) isimli bir çocuğun tedavisinde EMDR ve öyküsel terapinin (narrative therapy) etkinliğini araştırmayı amaçlamaktadır.
Metodoloji: Elena, öyküsel terapi ile EMDR’yi birleştiren 12 seanslık bütüncül bir psikoterapi sürecine dahil edilmiştir. Veriler; klinik gözlemler, ebeveyn ve öğretmenler için standartlaştırılmış davranış kontrol listeleri (CBCL/4-18 yaş kız çocukları versiyonu) ve yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Müdahale, çocukla doğrudan çalışmanın yanı sıra her iki ebeveynle yapılan rehberlik seanslarını da içermiştir.
Temel Bulgular:
- Dışa vurum davranışlarında (öfke nöbetleri, fiziksel ve sözel saldırganlık) ve içe atım semptomlarında (ayrılık kaygısı, gece enürezisi, korkular) klinik olarak anlamlı azalmalar gözlemlenmiştir.
- Aile içi ilişki kalitesinde ve ebeveynlik yetkinliğinde artış kaydedilmiştir.
- Elde edilen terapötik kazanımların 24 aylık takip değerlendirmesinde de korunduğu saptanmıştır.
Sonuç: EMDR ve Öyküsel Terapi entegrasyonu, özellikle sistemik ebeveyn çalışmasıyla desteklendiğinde, ailevi zorluklar yaşayan okul öncesi çocuklarda umut verici bir erken müdahale yaklaşımı sunmaktadır.
——————————————————————————–
Bakım Tehdide Dönüştüğünde: EMDR Avrupa Çocuk ve Ergen Terapistlerinin AIP Merceğinden Tıbbi Travmayı Kavramsallaştırması
Odak: Çalışma, EMDR Avrupa akreditasyonuna sahip çocuk ve ergen terapistlerinin, çocukluk çağı tıbbi travmalarını Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli perspektifinden nasıl kavramsallaştırdıklarını keşfetmeyi hedeflemektedir.
Metodoloji: Fenomenolojik nitel tasarımın kullanıldığı araştırmada, 11 Avrupa ülkesinden 21 uzman EMDR terapisti ile yapılandırılmış çevrimiçi anketler yapılmıştır. Veriler yansıtmalı tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir.
Temel Bulgular: Analiz sonucunda dört ana tema belirlenmiştir:
- Bakım Tehdide Dönüştüğünde: Tıbbi bakımın tehdit temelli bellek ağları içinde kodlandığı temel bir paradoks.
- Bedende Sıkışıp Kalmak: Somatik duyumların ve kesintiye uğramış güvenlik sinyallerinin hakimiyeti.
- İşlemeyi Mümkün Kılan Koşullar: Ebeveyn eş-regülasyonunun ve duygusal kaynağın önemi.
- Entegrasyon Anıları: “Şu an oluyor” hissinden “geçmişte kaldı” hissine geçişi sağlayan somatik ve bilişsel değişimler.
Sonuç: Çocukluk çağı tıbbi travmaları, güçlü somatik kodlama ve bağlanma temelli güvenlik bozulmaları ile karakterize edilen belirgin bir AIP bağlamını temsil eder. Bulgular, EMDR işleme sürecini desteklemek için gelişimsel olarak hassas kaynak yapılandırmasının ve bakım veren eş-regülasyonunun hayati önemini vurgulamaktadır.
——————————————————————————–
Ergenlik Döneminde Yüksek Riskli Sınav Travmasının Yeniden İşlenmesi: Performans Kaygısı Üzerine Bir EMDR Vaka Raporu
Odak: Bu çalışma, akademik başarısızlık ve ebeveynsel duygusal geçersizleştirme ile pekişen sınavla ilgili performans kaygısını azaltmada EMDR terapisinin etkinliğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji: Ulusal üniversite giriş sınavına hazırlanan ve daha önceki bir sınav başarısızlığına bağlı şiddetli performans kaygısı yaşayan bir kız ergenle tek denekli vaka çalışması yürütülmüştür. Seanslar, AIP modeli ve standart 8 aşamalı EMDR protokolü izlenerek gerçekleştirilmiştir.
Temel Bulgular:
- Sıkıntı Birimleri Ölçeği (SUD) seviyesi 10’dan 0’a düşmüştür.
- Bilişin Geçerliliği (VoC) seviyesi 1’den 7’ye yükselmiştir.
- Boğazda düğümlenme gibi somatik semptomlarda azalma görülmüş; adaptif düşünme, duygusal regülasyon ve sınav hazırlığına yönelik özgüvende artış sağlanmıştır.
Sonuç: Bu vaka, sınav travması ve ilişkisel geçersizleştirmeden kaynaklanan performans kaygısı için EMDR’nin ergen akademik bağlamlarında etkili bir müdahale olduğunu desteklemektedir.
——————————————————————————–
Çocuklarla EMDR Terapisinde Çizim: İki Klinik Vakada Tedavi Öncesi ve Sonrası Grafik Göstergelerin Nitel Analizi
Odak: Çalışma, EMDR tedavisi sırasında çocukların çizimlerindeki grafik göstergeleri tanımlamayı ve travmatik deneyimin işlenmesindeki değişimleri analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji: Niteliksel çoklu vaka çalışması tasarımı kullanılmıştır. Katılımcılar, tıkanma/boğulma travması (7 yaş, kız) ve kişilerarası travma/ihmal (6 yaş, erkek) nedeniyle EMDR tedavisi gören iki çocuktur. Çocuklardan EMDR öncesi ve sonrası travmatik hedefi çizmeleri istenmiş; grafik üretimler ve klinik gözlemler boylamsal olarak toplanmıştır.
Temel Bulgular:
- Vaka 1: Başlangıçtaki uzun siyah çizgiler (bedensel duyumun ifadesi), EMDR sonrası küçük yeşil bir yiyecek parçasına (somut ve sınırlı bir nesne) dönüşmüştür.
- Vaka 2: Tedavi sonrası çizimler, daha güvenli ve daha az ketlenmiş çizgiler ile mekan içinde daha gerçekçi konumlandırılmış figürler göstermiştir.
- Genel olarak mekansal organizasyonun iyileştiği, travmatik aktivasyonun azaldığı ve sembolik organizasyonun arttığı saptanmıştır.
Sonuç: EMDR sürecinde çizim kullanımı, travmatik deneyimin dışsallaştırılmasını desteklemekte ve travmanın adaptif çözünürlüğünü izlemek için hassas bir süreç göstergesi görevi görmektedir.
——————————————————————————–
Erken Çocukluk Dönemi Tıbbi Travmasında Öyküsel EMDR ile Şema Terapi Mod Modellerinin Entegrasyonu: Bir OKB Vaka Çalışması
Odak: Çalışma, erken çocukluk döneminde yaşanan tıbbi travma sonrası gelişen Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) semptomlarının tedavisinde Öyküsel EMDR ve Şema Terapi mod modellerinin entegrasyonunu incelemektedir.
Metodoloji: Erken yaşta hastanede yatış öyküsü olan ve şiddetli OKB semptomları gösteren 7 yaşındaki bir kız çocukla yürütülen vaka çalışmasıdır. Müdahale, hikaye anlatımı temelli EMDR protokolü ile Şema Terapi’nin “İncinmiş Çocuk” ve “Sağlıklı Yetişkin” gibi mod kavramlarını birleştirmiştir.
Temel Bulgular:
- Ritüeller ve takıntılı düşünceler dahil olmak üzere OKB semptomlarında belirgin azalma saptanmıştır.
- “İncinmiş Çocuk” modunun daha regüle bir duruma geçtiği ve ebeveyn-çocuk etkileşiminin güçlendiği gözlemlenmiştir.
- SUD seviyelerinde düşüş ve öz-yeterlilik algısında artış kaydedilmiştir.
Sonuç: Bu yaklaşımların birleştirilmesi, hem travma belleğinin işlenmesine hem de bu travma etrafında şekillenen kişilik modlarının yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmaktadır.
——————————————————————————–
Depremzedelerde EMDR 2.0’ın Travmatik Stres, Depresyon ve Kaygı Üzerindeki Etkileri: Randomize Kontrollü Pilot Çalışma
Odak: Çalışma, 6 Şubat 2023 Türkiye depremlerinden sağ kurtulan bireylerde, çalışma belleği yükleme görevleriyle zenginleştirilmiş EMDR 2.0 protokolünün etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji: Randomize Kontrollü Pilot Çalışma tasarımıyla yürütülen araştırmaya 50 katılımcı (25 müdahale, 25 bekleme listesi kontrol grubu) katılmıştır. DASS-21, PCL-5 ve EPS ölçekleri kullanılarak ön test, son test ve 1 aylık takip ölçümleri yapılmıştır. Veriler tekrarlı ölçümler ANOVA yöntemiyle analiz edilmiştir.
Temel Bulgular:
- Müdahale grubunda depresyon (13.9 -> 3.7), kaygı (12.4 -> 3.5), stres (12.8 -> 3.1) ve PTSD semptomlarında (54.8 -> 20.2 -> 13.5) istatistiksel olarak anlamlı azalmalar (p<0.001) görülmüştür.
- Duygusal işleme puanları iyileşmiş ve bu etkiler 1 aylık takipte korunmuştur.
- Gruplar arası karşılaştırmalar, iyileşmenin doğal iyileşme sürecinden öte EMDR 2.0’a özgü olduğunu doğrulamıştır.
Sonuç: EMDR 2.0, afet sonrası dönemde semptomların azaltılmasında ve duygusal işlemenin iyileştirilmesinde etkili ve kalıcı sonuçlar veren bir müdahaledir.
——————————————————————————–
Erken Bağlanma Bozulmaları, Çok Ülkeli Yer Değiştirme ve İntrauterin İkiz Kaybı Olan Bir Çocukta AIP Modeli Uygulaması: 10 Yaşında Bir Erkek Çocuk Vaka Çalışması
Odak: Doğum öncesi ve göçle ilgili işlenmemiş bağlanma anılarının neden olduğu tik semptomları, ayrılık kaygısı ve uyku bozukluklarını AIP modeli çerçevesinde ele almaktır.
Metodoloji: 10 yaşındaki bir çocukla gelişimsel olarak uyarlanmış EMDR protokolü ve terapötik hikaye anlatımı kullanılarak yürütülen bir vaka çalışmasıdır. Müdahale; hazırlık, bellek aktivasyonu (oyun ve çizim), yeniden işleme ve yerleştirme aşamalarından oluşmuştur.
Temel Bulgular:
- Hedef anılara yönelik SUD seviyeleri 8.5/10’dan 0’a düşmüştür.
- Bilişin geçerliliği (VoC) 7’ye yükselmiştir.
- Tiklerin sıklığı ve yoğunluğu azalmış; uyku düzeni, sosyal katılım ve duygusal regülasyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.
Sonuç: Gelişimsel olarak uyarlanmış EMDR ve terapötik hikaye anlatımı, erken dönem travmalarını davranışçı bir eğitime gerek kalmaksızın başarıyla çözüme kavuşturmakta ve örtük bellek ağlarını yeniden yapılandırmaktadır.
——————————————————————————–
Çocuklar ve Yetişkinler İçin EMDR İçinde Aşamaya Özgü Somatik Entegrasyon Modeli: Bir Vaka Çalışması
Odak: Çalışma, 8 aşamalı EMDR süreci boyunca aşamaya özgü somatik entegrasyonun uygulanabilirliğini ve etkinliğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji: Bağlanma ve kayıp travması semptomları gösteren 7 yaşındaki bir çocukla 15 seanslık bir süreç yürütülmüştür. Somatik Deneyimleme (Somatic Experiencing) ilkeleri (topraklama, titrasyon, sarkaçlama) EMDR protokolüne entegre edilmiştir.
Temel Bulgular:
- Kaygı seviyelerinde ve aşırı uyarılmışlık durumunda azalma saptanmıştır.
- Duygu toleransı artmış, gece ağlama nöbetleri çözülmüştür.
- “Tolerans Penceresi” (Window of Tolerance) genişlemiş, ev ve okulda işlevsel regülasyon iyileşmiştir.
Sonuç: Somatik entegrasyon, EMDR’nin tüm aşamalarında güvenliğe dayalı bir destek yapısı (scaffold) görevi görerek tüm gelişimsel seviyelerde klinik sonuçları güçlendirmektedir.
——————————————————————————–
Takıntıların Yeniden İşlenmesi: AIP Çerçevesinde Çocuk ve Ergen OKB’si İçin Gelişimsel Tehdit-Regülasyon Modeli
Odak: Çocuk ve ergenlerde gelişimsel tehdit deneyimlerinin obsesif kompulsif semptomları nasıl şekillendirdiğini keşfetmek ve AIP tabanlı bir tehdit-regülasyon modeli oluşturmaktır.
Metodoloji: Yapılandırmacı temelli kuram (grounded theory) yaklaşımı kullanılmıştır. 8-17 yaş arası 32 danışanın EMDR süreç raporlarından elde edilen veriler nitel kodlama ve analiz yöntemleriyle incelenmiştir.
Temel Bulgular:
- Ana Kategori: “Algılanan Güvenlik ve Sorumluluk Arasındaki Dengenin Bozulması”.
- Obsesyonların “tehdit aktivasyonunu” yansıttığı, kompulsiyonların ise bu tehdidi yönetmeye yönelik “regülasyon stratejileri” olduğu saptanmıştır.
- EMDR’nin uyum bozucu bellek ağlarını yeniden işleyerek semptomları azalttığı doğrulanmıştır.
Sonuç: Gençlerde OKB, rasyonel olmayan bir bozukluktan ziyade bir tehdit-regülasyon süreci olarak anlaşılmalıdır. Bulgular, OKB’nin AIP çerçevesinde gelişimsel bir modelle ele alınmasını desteklemektedir.
——————————————————————————–
EMDR for Eco-Anxiety: Scoping Review and Preliminary Clinical Findings from A Pilot Intervention
Odak: Bu çalışma, iklim değişikliğiyle ilişkili kalıcı sıkıntı ve beklenen çevresel çöküş olarak tanımlanan “eko-anksiyete”ye odaklanmaktadır. Çalışmanın iki temel amacı vardır: (1) Kapsam belirleme incelemesi (scoping review) yoluyla eko-anksiyete için mevcut psikolojik müdahaleleri haritalandırmak ve (2) eko-anksiyete semptomlarını hedefleyen pilot bir EMDR müdahalesinden elde edilen ön klinik bulguları sunmaktır.
Metodoloji:
- Kapsam Belirleme İncelemesi: 2010-2026 yılları arasını kapsayan PubMed, PsycINFO, Scopus ve Web of Science veri tabanlarında PRISMA-ScR kılavuzluğunda bir inceleme yürütülmüştür.
- Pilot Çalışma: İklim Anksiyetesi Ölçeği’nde (CAS) yüksek puan alan 5 genç yetişkinle tek gruplu ön test-son test tasarımı uygulanmıştır. Katılımcılar, iklimle ilgili rahatsız edici imgeleri ve gelecekteki felaket senaryolarını hedefleyen, uyarlanmış bir EMDR protokolünden 3-5 seans almıştır.
- Ölçme Araçları: CAS, Depresyon Anksiyete Stres Ölçekleri-21 (DASS-21), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DERS) ve seans bazlı SUD (Öznel Rahatsızlık Birimi) / VOC (Bilişin Geçerliliği) derecelendirmeleri kullanılmıştır.
Temel Bulgular:
- İnceleme sonucunda ağırlıklı olarak BDT ve ACT temelli müdahaleler belirlenmiş, eko-anksiyete için EMDR’yi inceleyen kontrollü bir çalışmaya rastlanmamıştır.
- Ön pilot veriler; CAS, DERS ve DASS-21 skorlarında düşüş göstermiştir.
- Seans içi verilerde SUD seviyelerinde anlamlı azalmalar ve VOC seviyelerinde artışlar kaydedilmiştir.
Sonuç: Bulgular, eko-anksiyete araştırmalarında travma odaklı yaklaşımlar konusunda önemli bir boşluk olduğunu göstermektedir. Ön kanıtlar, EMDR’nin iklimle ilgili sıkıntılar için umut verici bir müdahale olabileceğini ve kontrollü denemelerin yapılması gerektiğini desteklemektedir.
——————————————————————————–
Virtual Reality-Delivered EMDR for Wartime Trauma in Ukrainian Hospitals: A Multi-Site Feasibility Study
Odak: Çalışma, savaş nedeniyle psikiyatrik başvuruların arttığı ancak ruh sağlığı iş gücünün azaldığı Ukrayna’daki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Temel odak noktası, yatan hasta hastanelerinde kendi kendine uygulanan, Sanal Gerçeklik (VR) aracılı EMDR’nin uygulanabilirliğini (pratiklik, kabul edilebilirlik ve uygulama süreci) değerlendirmektir.
Metodoloji:
- Katılımcılar: VR-EMDR sunan dört Ukrayna hastanesindeki yetişkin yatan hastalar.
- Prosedür: Katılımcılar yaklaşık 30 dakikalık kendi kendine rehberli seanslara katılmıştır. Klinisyenler kurulum ve güvenliği yönetmiş, başlıklar seansları ve SUD puanlarını otomatik olarak kaydetmiştir.
- Ölçümler: Pratiklik (seans sayısı), kabul edilebilirlik (hasta katılımı ve elde tutma) ve uygulama (otomatik kayıt ve manuel anket eşleştirmesi) kriterleri üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
Temel Bulgular:
- Pratiklik (Kısmi): Müdahale 4 bölgede de uygulanmış; hasta başına ortalama 3 seans (aralık 1-6) gerçekleştirilmiştir.
- Kabul Edilebilirlik (Kısmi): 45 hasta çalışmaya dahil olmuş ve güçlü bir elde tutma oranı sergilenmiştir.
- Uygulama (Kısmi): Otomatik başlık kaydı başarıyla çalışmıştır; ancak manuel anket toplama (%30 başarı) ve ID eşleştirme süreçlerinde sorunlar yaşanmıştır.
Sonuç: VR-EMDR’nin savaş zamanı hastane ortamlarında uygulanabilir olduğu ve hastaların bu yöntemi tekrarlı olarak kullandığı görülmüştür. Manuel araştırma altyapısının zorluklarına rağmen, sistemin otomatik veri toplama özelliği operasyonel verimlilik sağlamaktadır.
——————————————————————————–
From Preparedness to Lived Experience: A Follow-up Content Analysis of Critical Incident Exposure in Airport Transport Workers
Odak: Bu çalışma, yüksek riskli ulaşım ortamlarındaki kritik olaylara maruz kalan havaalanı ulaşım çalışanlarının deneyimlerini sistematik olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Temel hedef, erken stabilizasyon stratejilerinin ve EMDR odaklı kriz müdahalelerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır.
Metodoloji:
- Tasarım: Nicel içerik analizi.
- Örneklem: Çevresel ve operasyonel risklerin yüksek olduğu bir ada havaalanında çalışan 13 ulaşım personeli.
- Veri Kaynağı: Kritik olaylara (uçak kazaları, acil inişler, volkanik faaliyetler vb.) maruz kalma durumlarını tanımlayan yapılandırılmış yazılı ifadeler. Veriler, önceden tanımlanmış tematik kategorilere göre kodlanmıştır.
Temel Bulgular:
- Duygusal etki; anksiyete, korku, şok ve üzüntünün yanı sıra güçlü bir görev bilinci ve dayanışma şeklinde ifade edilmiştir.
- Panik ve kitlesel nüfus hareketleri en etkileyici deneyimler olarak öne çıkmıştır.
- Çalışanlar birincil başa çıkma mekanizması olarak akran ve aile desteğine güvenmektedir.
- İşten uzak kalma süresi, EMDR eğitimli profesyonellere erişim ve grup temelli müdahalelere yönelik belirgin bir ihtiyaç ifade edilmiştir.
Sonuç: Havaalanı çalışanları, operasyonel sorumluluklarını sürdürürken yüksek düzeyde duygusal ve fizyolojik aktivasyon yaşamaktadır. Bulgular, bu grup için erken stabilizasyon, grup temelli EMDR müdahaleleri ve yapılandırılmış iyileşme dönemlerini içeren sürekli kriz müdahale eğitimlerine olan ihtiyacı vurgulamaktadır.
——————————————————————————–
Trauma Psycho Social Support Plus EMDR Elements (TPSS+): A Concept for Trauma-Education of Social Workers
Odak: Çalışma, savaş sonrası ve kriz bölgelerindeki ruh sağlığı uzmanı eksikliğine çözüm olarak geliştirilen TPSS+ müfredatının etkinliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Hedef, sosyal hizmet uzmanlarını kriz bölgelerinde travma odaklı metodolojilerle donatmaktır.
Metodoloji:
- Veri: Ukrayna ve Kürdistan’daki 1200’den fazla danışandan elde edilen verilerle program etkinliği değerlendirilmiştir.
- Araçlar: Demografik veriler, WHO-5 İyi Oluş Endeksi, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RSES) kullanılarak yapılan ön test-son test skorları ve nitel görüşler.
- Eğitim: Stabilizasyon egzersizlerinden EMDR tekniklerine doğru ilerleyen 15 günlük seminerler düzenlenmiştir.
Temel Bulgular:
- Danışanların iyi oluş hallerinde ve klinisyenlerin danışmanlık yetkinliklerinde anlamlı iyileşmeler (p < .001) kaydedilmiştir.
- Müdahale, Kürdistan ve Ukrayna gibi farklı kültürel ve kriz bağlamlarında etkinliğini kanıtlamıştır.
Sonuç: TPSS+ müfredatı, kriz bölgelerinde görev yapan profesyonellerin bireysel, grup ve aile bağlamındaki travmaları ele alma yetkinliğini artırmaktadır. Devam eden bir randomize kontrollü çalışmanın (RCT) ön sonuçları (08/2025), savaşın zorlu koşullarına rağmen travma yaşayan bireylerde anlamlı ilerlemeler olduğunu teyit etmektedir.
——————————————————————————–
The External View on Insight (EVI) Model: An AIP-Informed Video Feedback Protocol for Depression
Odak: Depresyonda negatif benlik temsillerinin egodistonik bir değişime uğratılmasını amaçlayan EVI modelinin teorik temellerini ve klinik protokolünü tanımlamaktır. Model; video geri bildirimi, AIP (Adaptif Bilgi İşleme) modeli ve “kendiyle arasına mesafe koyma” (self-distancing) tekniklerini entegre eder.
Metodoloji:
- Tasarım: Tematik analiz içeren nitel vaka serisi.
- Katılımcılar: Standart ilaç tedavisi gören üç hasta (Majör Depresyon ve Uyum Bozukluğu tanılı).
- Protokol: 7 aşamalı bir pilot protokol (Değerlendirme, Aktivasyon, Ara, Gözlem, Yansıtma, Yeniden Senaryolaştırma, Geri Bildirim).
- Veriler: Seans içi gözlemler, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve BDI, BAI, BHS, ATQ ölçekleri.
Temel Bulgular:
- Ölçeklerde genel bir iyileşme görülmekle birlikte, görsel/işitsel yüzleşme sırasında duygusal yüklenmeye bağlı geçici artışlar kaydedilmiştir.
- Nitel temalar arasında; egoyntonikten egodistoniğe geçiş, öz-sunum farkındalığı ve şefkatli yeniden senaryolaştırma öne çıkmıştır.
- Pilot verilerdeki afekt düzenleme sinyalleri, protokolün İki Yönlü Uyarım (BLS) entegreli 5 aşamalı final formuna dönüştürülmesini sağlamıştır.
Sonuç: EVI, depresyondaki olumsuz öz-imgeleri dönüştürmek için yapılandırılmış, süreç odaklı bir çerçeve sunmaktadır. Pilot çalışma, modelin transdiagnostik potansiyelini ve RCT’ler için güçlü bir başlangıç noktası olduğunu göstermektedir.
——————————————————————————–
Group EMDR Therapy in the Treatment of Obesity and Binge Eating Disorder (BED)
Odak: Bu çalışma, yeme bozuklukları ve buna bağlı uyumsuz bilişlerle (utanç vb.) mücadele eden bireylerde grup temelli EMDR müdahalelerinin etkinliğini ve potansiyelini araştırmaktadır.
Metodoloji:
- Katılımcılar: 19 katılımcı üzerinde 62 işleme oturumu gerçekleştirilmiştir.
- Uygulama: Natalia Seijo’nun EMDR protokolü kullanılarak çevrimiçi grup formatı uygulanmıştır.
- Analiz: Seans öncesi ve sonrası SUD (Öznel Rahatsızlık Birimi) puanları kaydedilmiş; Wilcoxon İşaretli Sıra testi ve Lineer Karma Etkiler Modeli (LMM) kullanılmıştır.
Temel Bulgular:
- Grup işlemesi sonrasında sıkıntı seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma (p < 0.01) doğrulanmıştır.
- İşlenen olay başına ortalama %72,26’lık bir SUD azalmasıyla yüksek klinik etki elde edilmiştir.
- Bu azalmayı sağlamak için 1 ila 5 seans yeterli olmuştur; seans sayısının SUD azalma büyüklüğü üzerinde doğrudan bir etkisi saptanmamıştır (p = 0.35).
Sonuç: Çalışma, BED için grup temelli EMDR’nin klinik etkinliğine dair ilk kanıtları sunmaktadır. Grup formatı; paylaşılan kimlik duygusu, izolasyonun azalması ve artan erişilebilirlik gibi avantajlar sağlayarak bireysel terapiye güçlü bir alternatif teşkil etmektedir.
——————————————————————————–
The Impact of the EMDR Protocol with Migration-Focused Clinical Adaptations: A Pilot Study
Odak: Çalışma, birinci kuşak göçmenlerin yaşadığı anksiyete, kültürel adaptasyon stresi ve sosyal zorluklara odaklanmaktadır. Göç odaklı olarak uyarlanmış EMDR’nin psikolojik sıkıntı ve sosyal uyum üzerindeki etkisini incelemektedir.
Metodoloji:
- Örneklem: 5 farklı ülkede (Hollanda, İngiltere, İsveç, Avusturya, Fransa) yürütülen pilot çalışmaya 15 katılımcı (ön test-son test tamamlayan) dahil edilmiştir.
- Prosedür: 12 haftalık seanslar uygulanmıştır. Standart EMDR protokolü; göç öncesi, göç süreci ve geleceğe yönelik kaygıları kapsayacak şekilde uyarlanmıştır.
- Ölçümler: DASS-21 ve Göçmenler için Sosyal Uyum Ölçeği (SCS).
Temel Bulgular:
- Sosyal Uyum: SCS skorlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış kaydedilmiştir (p = .008).
- Psikolojik Sıkıntı: DASS toplam skorlarında anlamlı bir düşüş gözlemlenmiştir (p = .014). Depresyon, anksiyete ve stres alt ölçeklerinin tamamında iyileşme sağlanmıştır.
- Aidiyet ve geçmiş deneyimler alt ölçeklerinde de olumlu değişimler saptanmıştır.
Sonuç: Göç odaklı EMDR, hem psikolojik semptomların azaltılmasında hem de sosyal alanlarda (aidiyet, uyum) iyileşme sağlanmasında etkilidir. Müdahale, göçmenlerin refahı ve toplumsal entegrasyonu arasındaki bağlantılı zorlukları ele almaktadır.
——————————————————————————–
Nurturing the Therapeutic Relationship in Treating Nutrition and Eating Disorders in Adolescents: Parts’ Work and EMDR
Odak: Ergenlerde yeme bozuklukları (ED) ile Olumsuz Çocukluk Deneyimleri (ACEs) arasındaki ilişkiye odaklanan bu çalışma, terapötik ilişkideki kopmaları ve savunmaları yönetmeyi amaçlamaktadır.
Metodoloji:
- Yaklaşım: Ergenler ve bakım verenlerle “parça çalışması” (parts’ work) entegre edilmiş EMDR uygulanmıştır.
- Protokoller: Zaccagnino (2017, 2022) tarafından geliştirilen EMDR ED protokolü ve EMDR ebeveynlik protokolü kullanılmıştır.
- Süreç: Ergenin semptomlarının (örn. kontrol) ve ebeveynin blokaj yaratan parçalarının (örn. kaçınmacı) koruyucu rollerinin tanınması ve doğrulanması üzerine kuruludur.
Temel Bulgular:
- Hem ergenin hem de ebeveynin “Benlik” parçalarına değer verilmesinin düzeltici bir duygusal deneyim sağladığı görülmüştür.
- Savunmalarla iş birliği yapan bir sistem kurulmuş ve “Benlik” parçaları birer kaynak olarak sürece dahil edilmiştir.
- Aile içinde yeni ve bütünleşik bir anlatı (integrated family narrative) oluşturulmuştur.
Sonuç: Parça çalışması ve EMDR’nin birlikte kullanımı, travmaların işlenmesini kolaylaştırmakta ve terapötik ittifakı güçlendirmektedir. Bu yaklaşım, semptomların aile içindeki mesajını anlamlandırarak iyileşme sürecine katkı sağlar.
——————————————————————————–
Trauma Recovery in Crisis: Lessons from EMDR C-GTEP with Children in Ukraine
Odak: Ukrayna’da savaşa maruz kalan çocuklarda psikolojik sıkıntıyı azaltmak için EMDR Çocuklar için Grup Travmatik Olay Protokolü’nün (C-GTEP) etkinliğini değerlendirmektir.
Metodoloji:
- Katılımcılar: Yaşları 7-12 arasında değişen 20 çocuk.
- Uygulama: Her biri 90 dakika süren, haftada bir kez olmak üzere toplam 4 seanslık C-GTEP grup oturumları düzenlenmiştir.
- Ölçme Araçları: CATS-C (Travma semptomları), ITQ-CA (Travma sonrası stres) ve DSRC-C (Depresyon/Anksiyete) ölçekleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır.
Temel Bulgular:
- Tüm ölçümlerde anlamlı iyileşmeler kaydedilmiştir (p < .001).
- Travma semptomlarında (CATS-C) ortalama 9,21 puanlık bir düşüş saptanmıştır.
- Travma sonrası stres belirtilerinde (ITQ-CA) geniş etki büyüklüğü ile (d = 1.21) %31,1 oranında azalma görülmüştür.
- Depresyon ve anksiyete skorlarında anlamlı bir düşüş elde edilmiştir.
Sonuç: C-GTEP, aktif çatışma bölgelerindeki çocuklarda psikolojik sıkıntıyı azaltmak için uygulanabilir ve etkili bir müdahaledir. Çalışma, insani yardım bağlamında zaman sınırlı, grup temelli müdahalelerin fizibilitesini desteklemektedir.
——————————————————————————–
Integration of J. Knipe’s Present-Oriented Part (POP) and M. Hase’s Desired State in EMDR Treatment of Craving: A Conceptual and Clinical Application Model
Focus: Bu çalışma, EMDR ile bağımlılık tedavisinde “aşerme” (craving) olgusunu yönetmeyi amaçlayan kavramsal ve klinik bir uygulama modeline odaklanmaktadır. Temel hedef, tetikleyicilerin duyarsızlaştırılması ile hastanın stabilizasyonu arasındaki dengeyi kurmaktır. Çalışma, J. Knipe’nin “Şimdiki Zaman Odaklı Parça” (POP) ve M. Hase’nin “Arzulanan Durum” (Desired State) kavramlarını DeTUR protokolüne entegre ederek, erken dönem duygusal parçaların aktivasyonunu azaltmayı ve adaptif bir ilişki kurmayı hedefler.
Methodology: Araştırma, kavramsal bir modelin yanı sıra 24 yaşında, kokain bağımlılığı ve tıkınırcasına yeme (binge) atakları olan bir erkek hastanın klinik vakasını içermektedir. Yöntem şu aşamalardan oluşur:
- Aşama 1: İçsel Temelin İnşası: POP’un aktifleştirilmesi ve “Arzulanan Durum”un belirlenerek POP ile entegrasyonu.
- Aşama 2: POP-Arzulanan Durum Yapısının DeTUR Protokolüne Yerleştirilmesi: Tetikleyicinin tanımlanması ve kontrollü aktivasyonu.
- Aşama 3: Konsolidasyon: Gelecek şablonları oluşturma ve Arzulanan Durumun stabilize edilmesi.
Key Findings: Klinik uygulamada şu sonuçlar elde edilmiştir:
- Kompulsif aciliyet hissinde azalma ve mentalizasyon kapasitesinde artış sağlanmıştır.
- EMDR süreci, hastanın duygusal çöküşü (collapse) yaşanmadan tamamlanmıştır.
- Aşerme seviyesinde belirgin bir düşüş gözlemlenmiştir (9/10 seviyesinden 4/10 seviyesine).
- Tolerans penceresi genişlemiş, hastanın öz denetimi ve “seçim yapabilme” kapasitesi artmıştır.
Conclusion: Bu bütünleşik model, dürtü odaklı durumların hızlı bir şekilde stabilize edilmesini sağlamaktadır. Kaynak temelli duyarsızlaştırma sayesinde bağımlılıklar, duygusal yeme ve kompulsif davranışlar gibi alanlarda etkili bir müdahale sunduğu sonucuna varılmıştır.
——————————————————————————–
EMDR Approach in the Treatment of Men Problematically Engaged in Chemsex
Focus: Bu çalışma, “Chemsex” (cinsel bağlamda psikoaktif madde kullanımı) sorunları yaşayan erkeklere yönelik EMDR tedavisinin arka planını ve amaçlarını ele almaktadır. Çalışma, bu spesifik popülasyonda EMDR müdahalelerinin duygusal düzenleme, stabilizasyon ve travma işleme süreçlerindeki etkinliğini değerlendirmeyi amaçlar.
Methodology: Araştırma, nitel bir araştırma tasarımı altında bir vaka serisi (2 vaka) olarak yapılandırılmıştır. Tedavi süreci şu önerilen sekansa dayanmaktadır:
- Terapötik ittifak ve kavramsallaştırma.
- Stabilizasyon ve kaynak kurulumu.
- Utanç ve duygu düzenleme çalışmaları.
- FSAP (Feeling State Addiction Protocol) ve/veya DeTUR protokollerinin uygulanması.
- Standart EMDR Protokolü ile travma işleme.
Key Findings:
- Her iki vakada da terapinin bireyselleştirilmiş ve sıralı bir yaklaşım gerektirdiği görülmüştür.
- Kaynak kurulumu, duygusal düzenlemeyi desteklemiş ve travma işlemeye hazır bulunuşluğu artırmıştır.
- Travma işlemeye geçmeden önce utancın azaltılması ve stabilizasyonun sağlanması kritik bir öneme sahiptir.
- FSAP ve DeTUR protokolleri, Chemsex davranışlarıyla ilişkili aşerme ve tetikleyicilerle çalışmada faydalı bulunmuştur.
- Klinik sonuçlarda madde kontrolü, cinsel işlevsellik ve öz saygı puanlarında iyileşme kaydedilmiştir.
Conclusion: EMDR, Chemsex sorunu yaşayan erkekler için vaat edici bir yaklaşımdır; ancak doğrudan travma işlemeyle başlamak riskli olabilir. En güvenli ve etkili yolun, önce duygusal düzenleme ve utanç üzerinde çalışılan sıralı bir yaklaşım olduğu sonucuna varılmıştır.
——————————————————————————–
INTACT: Integrated Trauma and Addiction Treatment. A naturalistic observational intervention study
Focus: INTACT çalışması, Madde Kullanım Bozukluğu (SUD) olan ve beraberinde TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) tanısı almış hastalar için EMDR tedavisinin etkinliğini inceleyen doğal bir gözlemsel müdahale çalışmasıdır. Temel amaç, gerçek dünya klinik ortamındaki SUD hastalarında EMDR sonuçlarına dair bilgi üretmektir.
Methodology: Oslo ve Stavanger’daki uzmanlaşmış SUD tedavi merkezlerinde yürütülen doğal bir gözlemsel klinik çalışmadır.
- Örneklem: Mevcut durumda 100 katılımcı (ortalama yaş 38; %50 kadın, %50 erkek). Alkol (%36), enjeksiyon (%21) ve kenevir (%18) kullanımı yaygındır.
- Araçlar: TSSB Belirti Listesi (PCL-5) kullanılarak semptom değişimi ölçülmektedir.
- Tasarım: Katılımcıların en az 8 seans EMDR alması hedeflenmektedir.
Key Findings: Henüz tamamlanmamış veriler üzerinden (N=40 katılımcı için en az 5 seans sonrası):
- Katılımcıların %60’ı “İyileşmiş” (PCL-5 skorunda 12 veya daha fazla puan düşüşü) olarak sınıflandırılmıştır.
- %32,5’lik bir kesimde semptomlar değişmeden kalmıştır.
- %7,5’lik küçük bir grupta semptomlarda kötüleşme kaydedilmiştir.
Conclusion: İlk veriler, SUD hastalarının çoğunluğunun travma semptomlarında azalma yaşadığını göstermektedir. Çalışmanın 2025 yılı sonuna kadar 200 katılımcıya ulaşarak ulusal ve uluslararası tedavi kılavuzlarına bilgi sağlaması hedeflenmektedir.
——————————————————————————–
Object Relations and Psychoanalytic Perspectives in EMDR Therapy: The Targeting Core Affective Image (TCAI) Protocol
Focus: Bu çalışma, Nesne İlişkileri Teorisi ile EMDR’nin Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli arasında teorik bir köprü kurmayı hedeflemektedir. “Çekirdek Duygusal İmgeyi Hedefleme” (TCAI) protokolü, kronik kişilerarası zorluklar, bağlanma travmaları ve kişilik bozuklukları gibi otobiyografik bellek dışındaki pre-verbal (dil öncesi) deneyimlere odaklanır.
Methodology: 2017’den bu yana devam eden sistematik klinik gözlemlere dayanan teorik bir sentezdir.
- Temel: Fairbairn, Klein, Kernberg ve Winnicott’un nesne ilişkileri teorilerinin AIP modeliyle entegrasyonu.
- Uygulama: Protokol dört adımdan oluşur:
- Baskın nesne ikilisinin belirlenmesi (Zulmeden, Her Şeye Gücü Yeten veya İdealleştirilmiş).
- Çekirdek duygunun (utanç, suçluluk, öfke vb.) tanımlanması.
- Duygusal bakışın (anne, baba, ebeveyn çatışması) seçilmesi.
- Standart EMDR ile işleme.
Key Findings:
- Otobiyografik olaylardan sembolik temsilere doğru bir paradigma değişimi sağlanmıştır.
- TCAI, bellek ağının doğrudan dil öncesi ve örtük ilişkisel düğümlerine erişim sağlamaktadır.
- Kişilik bozukluğu vakalarında terapötik ittifakı koruduğu ve tedaviyi bırakma oranlarını azaltabileceği gözlemlenmiştir.
Conclusion: TCAI, standart protokolün bir alternatifi değil, otobiyografik bellek hedeflemesinin erişemediği ilişkisel başarısızlık düğümlerine ulaşmak için sunulan ek bir yoldur.
——————————————————————————–
Addressing Wartime Trauma in Ukraine with VR-Delivered EMDR: Findings from a Pilot Clinical Study
Focus: Bu pilot çalışma, Ukrayna’daki savaş travmasına yanıt olarak, sınırlı sayıdaki klinisyene rağmen kanıta dayalı travma tedavisine erişimi artırmak için Sanal Gerçeklik (VR) aracılığıyla sunulan EMDR’nin fizibilitesini ve etkinliğini araştırmaktadır.
Methodology: Ukrayna’daki dört hastanede yürütülen doğal bir ön test-son test analizidir.
- Örneklem: N=17 (8 kişi sadece VR-EMDR, 8 kişi standart tedavi, 1 kişi karma tedavi almıştır).
- Araçlar: PCL-5 (TSSB), HAD-S (Anksiyete ve Depresyon) ve WHO-5 (Psikolojik Refah).
- Analiz: VR katılımcıları arasından eşleşmiş veriye sahip küçük bir alt küme üzerinde durulmuştur.
Key Findings:
- Başlangıçta TSSB kriterlerini karşılayan 7 VR katılımcısından 4’ü tedavi sonrası bu kriterleri karşılamamıştır.
- VR grubunda anksiyete (Medyan 8’den 4’e) ve depresyon (Medyan 10’den 6’ya) seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı (p < .05) düşüşler kaydedilmiştir.
- Psikolojik refah (WHO-5) puanları 21,6’dan 38,0’a yükselerek olumlu bir eğilim göstermiştir.
Conclusion: VR ile sunulan EMDR, çatışma bölgelerindeki hastanede yatan hastalarda travma semptomlarını azaltmada güçlü bir destek aracı olabilir ve teknoloji destekli bu yaklaşım, uzman eksikliği olan sistemlerde erişilebilirliği artırabilir.
——————————————————————————–
Healing Together: The Application of EMDR in Family Group Settings
Focus: Bu çalışma, kaza, ebeveyn kaybı, yas ve kronik hastalık gibi ortak travmatik deneyimler yaşayan dört ailede grup EMDR terapisinin (EMDR-GP/C) klinik etkinliğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Methodology: Vaka serisi formatındaki çalışmada, Korkmazlar tarafından geliştirilen Çocuklar için EMDR Grup Protokolü kullanılmıştır.
- Uygulama: Müdahale, 10 dakikalık aralarla iki adet 90 dakikalık seans şeklinde uygulanmıştır. Güvenli yer, kaynak egzersizleri, çizim teknikleri ve duyarsızlaştırma aşamalarını içerir.
- Değerlendirme: IES (Olay Etkisi Ölçeği), PROPS, CROPS ve SUD (Rahatsızlık Derecesi) puanları kullanılmıştır. 4 hafta sonra takip değerlendirmesi yapılmıştır.
Key Findings:
- Vaka 1 (Ani ebeveyn kaybı): Anne stresinde azalma, çocuklarda TSSB belirtilerinde düşüş.
- Vaka 2 (Kronik hastalık/Wilson Hastalığı): Çocuklarda semptomların tam remisyonu, anne-çocuk iletişiminde iyileşme.
- Vaka 3 (Anksiyete): Duygusal farkındalık ve iletişimde artış; bir çocukta 5 bireysel seans sonrası tam remisyon.
- Vaka 4 (Silahlı saldırıya tanıklık): SUD puanlarında düşüş ve akut stresin stabilizasyonu.
Conclusion: EMDR grup terapisi, travmanın tüm aile üyelerini etkilediği durumlarda hızlı ve etkili bir müdahale yöntemidir. Grup seansları, bireysel seans ihtiyacını azaltabilir ve aile içi duygusal desteği güçlendirebilir.
—————————————————-
ART as a Tool for Processing within the EMDR Therapeutic Pathway: A Perspective at the Intersection of Neurobiology, AIP, and Art Therapy
Focus: Bu çalışma, Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli ve nörobiyolojik perspektif çerçevesinde, sanatsal ifadenin EMDR terapi sürecindeki rolünü incelemektedir. AIP modeline göre, travmatik anılar işlevsel olmayan bir şekilde depolanmakta; bu durum uyumsuz duygusal, bilişsel ve somatik tepkilerin devam etmesine yol açmaktadır. Nörobiyolojik olarak travma, limbik aktivasyon ile kortikal işleme arasındaki entegrasyonu bozmaktadır. Çalışmanın temel amacı, sanatsal ifadenin örtük bellek ağlarına erişim sağlayan sözel olmayan bir kanal olarak; travmatik materyale erişim, duyarsızlaştırmanın kolaylaştırılması ve parçalanmış deneyimlerin bütünleşmesinin teşvik edilmesi süreçlerindeki destekleyici rolünü keşfetmektir.
Methodology: Araştırma, özel bir klinik uygulama ortamında EMDR psikoterapisi gören danışanlarla gerçekleştirilmiştir. Araştırma tasarımı, sembolik dönüşümün nitel klinik gözlemine dayanmaktadır. Veri toplama ve gözlem süreci üç aşamada yürütülmüştür:
- EMDR işlemi öncesi,
- EMDR seansları sırası,
- Yeniden işleme sonrası. Yöntem olarak, süreç boyunca danışanlar tarafından üretilen çizimler, semboller ve nesneler gibi kendiliğinden gelişen sanatsal üretimler kullanılmıştır.
Key Findings: Sanatın EMDR çerçevesine entegrasyonunun, örtük materyalin dışsallaştırılmasını desteklediği, çift odaklı dikkat süreçlerini geliştirdiği ve örtük bellekten açık belleğe geçişi kolaylaştırdığı saptanmıştır. Hem klinik hem de gözlemsel açıdan öne çıkan temel bulgular şunlardır:
- Duygusal İyileşme: Sübjektif duygusal sıkıntıda azalma görülmüştür.
- Bilişsel Yeniden Yapılandırma: İçsel temsillerin düzensiz bir yapıdan tutarlı bir yapıya dönüştüğü gözlemlenmiştir.
- Farkındalık ve Bağlantı: Duygusal farkındalık artmış, vücut duyumları ile anlatısal anlam arasındaki bağlantı güçlenmiştir.
- Gözlemlenen Süreç Akışı: Terapi sürecinin “parçalanma → sembolleştirme → bütünleşme” aşamalarını takip ettiği tespit edilmiştir. Sanatsal üretim, aşağıdan yukarıya (bottom-up) aktivasyon ile yukarıdan aşağıya (top-down) entegrasyon arasında bir aracı işlevi görmüştür.
Conclusion: Araştırma, sanatın EMDR terapisine entegre edildiğinde, travma işleme ve bütünleştirmeyi destekleyen güçlü bir yardımcı araç olarak işlev görebileceğini ortaya koymaktadır. İçsel deneyimin sanatsal üretim yoluyla görünür hale getirilmesi, dönüşüm ve anlamlandırma süreçlerine imkan tanımaktadır. Çalışmanın temel vurgusu, “kelimelerle tam olarak işlenemeyenlerin imgeler aracılığıyla ortaya çıkabileceği” gerçeğidir.