Kategori arşivi: Genel

Çocuk ve Ergenlerle İlgili Son Yayımlanan İki Araştırma

EMDR Terapisi başta TSSB olmak üzere pek çok psikiyatrik bozukluk için etkili ve güvenli bir yöntemdir. Psikiyatrik tedavilerde araştırmalarla ilgili etik ve diğer kısıtlılıklar nedeni ile çocuklarla ilgili araştırmalar genellikle yetişkin araştırmalarından sonra gelmektedir. Bu doğrultuda EMDR ile ilgili araştırmalarda da çocuk literatürü yetişkin literatürünün gerisindedir diyebiliriz. Çocuklarda ruhsal bozukluklarda, EMDR’ın yeni henüz kılavuzlarda tam netleşmemiştir.Bu nedenle çocuklarla ilgili yapılan EMDR çalışmaları daha da önem taşıyor. Bu önem doğrultusunda yakın zamanda yayınlanan EMDR ve Çocuk konulu iki araştırmayı Psikolog Derin Kubilay’ın çevirisi ile özetlemek istedik.

 

 

EMDR ve Çocuk

 

1.    Çocuklar için EMDR Grup Protokolünün Mülteci Çocuklarda TSSB Semptomlarını Azaltmaktaki Etkisi

 

Giriş

2011’de başlayan Suriye İç Savaşı’ndan bu yana, milyonlarca Suriyeli Türkiye sınırını geçerek ailelerini ve kendilerini savaşın etkilerinden korumaya çalıştı. Sonuç olarak, 1,9 milyon Suriyeli yetişkin ve 17 yaş altındaki 1,6 milyon çocuk Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında Türkiye’ye yerleşti. Koruma kapsamında temel ihtiyaçları karşılansa da pek çok mülteci savaş sırasında maruz kaldıkları travmatik olaylar sebebiyle ruhsal bozukluklara yakalandı.

Bu artan ihtiyaca cevaben Afet ve Acil Durum Başkanlığı (AFAD) kamp sahasına öncelik vererek mülteci topluluklarına psikososyal destek sağladı. Hükümetlerarası birtakım organizasyonlar (UNHCR gibi) bu kamp sahalarına psikososyal rehabilitasyon merkezleri kurdu. Ancak, bu kamp sahalarının dışında ikamet eden Suriyeli mültecilerin büyük çoğunluğu kentsel alanlardaki hizmetlere erişme konusunda pek çok zorlukla karşılaştı. Metropollere giden sürekli göç akışı ve geçici mültecilere uzun vadeli sağlık poliçeleri yapmaktaki zorluk sebebiyle bu sistem bir çıkmaza girdi. Buna ek olarak, kentteki mültecilere sağlık servislerine erişim konusunda sorumluluğa sahip yerel belediyeler ve kamu yetkilileri birtakım yasal, politik ve finansal bariyerlere tosladı.

İstisnai bir vaka olarak, yerel kamu yetkilileri İstanbul’daki Suriyeli çocukların TSSB tedavisini benimseyip destekledi. Bu konuya dair potansiyel olarak travmatize olmuş pek çok Suriyeli çocuğa grup terapisi uygulama kararı verildi. Bunun dışında, analiz için bu çocukların majör depresyon seviyeleri ve iyi oluş hallerindeki farklılıklar kontrol edildi. Bu çalışma, projeye öncülük eden İstanbul’daki Maltepe ilçesinin yaptığı çalışmanın sonuçlarını raporlamaktadır.

Silahlı Çatışmadan Etkilenen Mülteci Çocukların Ruh Sağlığı

Savaşa bağlı olarak çıkan TSSB semptomlarını araştıran çalışmaların Suriye iç savaşı yüzünden ortaya çıkan duygusal acının çocukların zihinlerinde de var olduğunu gösterdiği bilinmektedir. Son yapılan çalışmalara göre Suriyeli çocukların yarısının zihninde anksiyete semptomları ve geri kalan çocukların üçte birinde de hem depresyon hem de anksiyete belirtileri gözlenmiştir. Suriyeli mülteci çocuklar depresyon ve anksiyete ile eş zamanlı olarak yüksek seviyede TSSB belirtisi de göstermektedir. İlginç bir şekilde, yalnızca Suriyeli mülteci çocuklar değil, aynı zamanda Suriye sınırına yakın yaşayan Türk akranları da orta ve şiddetli seviyede TSSB semptomlarından mustaripler.

Günlük stresörler ve travma ile etkileşime giren mültecilerde tedavi edilmeden ruhsal bozukluklar kronik hale gelmektedir. Daha geniş bir açıdan bakarsak, Suriyeli çocukların iyi oluş halleri geçmiş travmatik olaylar (ölüm tehditleri, işkence, açlık, ciddi yaralanmalar, aile üyelerinin zarar görmesi, ölüm ya da kalıcı yok oluş gibi) tarafından zedelenmektedir. Bu yüzden de Suriyeli mülteci çocukların ruh sağlıkları için bütüncül bir yaklaşıma sahip olarak onların depresyon ve psikososyal iyi oluş hallerinin belirleyicilerini kontrol etmek çok önemlidir.

EMDR Tedavisi

AIP (Adaptif Bilgi İşleme) modeline göre insan beyni bilgileri genelde işlevsel bir yolla işler. Ancak travma veya yaşamı tehdit eden olaylar yaşandığında bunlar bilgi işleme sistemini bozarak travmatik deneyimlerin işlenmemiş bir hafıza durumunda depolanmasına yol açar. Bunun sonucunda da bu hafıza deposu birtakım bedensel duyumlar, negatif duygular ve inançlarla ilişkilendirilir. EMDR insanların travmatik anılarını işlemesine ve bu anıların negatif taraflarını nötralize etme konusunda yardımcı olur. Terapist göz hareketleri ile çift yönlü uyarım yaptığında danışan imge, biliş, duygu ve bedensel duyular yoluyla o anılara ulaşabilir.

EMDR terapisi travma deneyimi olan çocuklarda da etkinliğini göstermiştir. Çocukların farklı yaşlarda dünyayı farklı yönlerden kavradığı ve bu yüzden de travmatik çocuklarda yaşa bağlı olarak travmanın farklı etkileri olabileceği görülmüştür. Bu yüzden psikolojik müdahalelerin çocukların gelişimsel seviyelerine uygun olarak ilerlemesi gerekir. Bu yüzden de “Gelişimsel EMDR” protokolü çocuk ve ergenlerde kullanılmaktadır.

Çocuklar ile EMDR Grup Protokolü (EMDR-GP/C)

Afet koşullarında bireysel olarak EMDR terapisini uygulamak pratik olmayabilir. Bir afetten pek çok insan etkilendiğinde grup müdahalelerinin çok daha etkili ve ekonomik olduğu bilinmektedir. Çocuklarla EMDR Grup protokolü 1999’da meydana gelen Marmara Depremi sonrasında geliştirilmiştir. EMDR-GP/C bireysel terapiye erişim sağlayamayan pek çok travmatik çocuk için sağlanmıştır. O günden beri spesifik afetler ve farklı popülasyonlar için EMDR-GP/C modifiye edilerek kullanılmaktadır. EMDR-GP/C, EMDR-IGTP (EMDR bütüncül grup protokolü)’ne göre daha farklıdır: Her ikisi de 8 fazlı olsa da hazırlık, duyarsızlaştırma ve yerleştirme adımlarının içeriği daha farklı ilerler. Travmaya özgü hikayelerin kullanılması ile anıların duygusal, duyusal ve sözel taraflarının güçlendirilmesi hedeflenir çünkü travmatik anı deneyimlendiğinde sözel ifadeler ve yorumlamalar engellenir.

EMDR-GP/C’nin 8 adımı:

  1. Tanışma: Travmanın doğasını, grup kurallarını, isim etiketlerini ve ölçekleri doldurmanın mantığını anlatmak
  2. Hazırlık: Çocukların destek sistemini anlamak; EMDR’i, güvenli yeri, kaynak egzersizini ve BLS (Çift yönlü uyarım) ile yerleştirmeyi açıklamak
  3. Değerlendirme: Kâğıdın küçük bir bölümüne en kötü imgeyi çizmek, SUD (rahatsız edici duygular, bedensel duyumlar vs.) seviyesini ölçmek
  4. Duyarsızlaştırma: Çift yönlü uyarım ile (kelebek sarılması veya diz vuruşu) 4 farklı kâğıda çizim yapılır. Gerektiği durumlarda 5 ve 6. Çizime kadar işleme devam edebilir.
  5. Yerleştirme: Bilgi İşlem Modeli’ne göre yazılan iyileştirici hikâye ile, çift yönlü uyarımla beraber yerleştirme yapılır.
  6. Beden tarama: Gevşeme tekniği ile pozitif bedensel durum yerleştirilir.
  7. Kapanış ve gelecek şablonu: Sanat işi ile güçlü bir kapanış sağlanır.
  8. Yeniden değerlendirme: Eğer mümkünse yapılır.

Bu içerikle EMDR-GP/C danışanlara travmatik anılarını bütünleştirme ve yeniden sağlamlaştırma için yardımcı olur. Travmatik olaya ise işlevsel bir anlam verir.

Bu araştırmanın amacı

Kentsel kesim içerisindeki mülteci topluluklarının yüksek seviyeli hareketini ve kısıtlı finansal kaynakların mülteci çocukların ruh sağlığı servislerine paylaştırılmasındaki zorluğu göz önüne alarak EMDR-GP/C uygulamasının mülteci çocuklardaki TSSB semptomları için uygun maliyetli ve hızlı bir çözüm olarak karşımıza çıktığını göstermekteyiz.

Böylece randomize kontrollü bir çalışma ile EMDR-GP/C’nin orta ve şiddetli TSSB semptomu gösteren 121 mülteci çocuk üzerinde uygulanması planlanmıştır. Daha geniş bir açıdan yaklaşırsak, depresyon seviyesini azaltmakta ve iyi oluş halini geliştirmekte EMDR-GP/C’nin etkinliği araştırılmıştır. Bu çalışmada 3 hipotez öne sürülmüştür:

  1. EMDR-GP/C Suriyeli mülteci çocukların TSSB semptomlarını azaltmakta etkili bir tedavi yöntemi olabilir.
  2. EMDR-GP/C Suriyeli mülteci çocukların iyi oluş hallerini geliştirebilir.
  3. EMDR-GP/C Suriyeli mülteci çocukların majör depresyon seviyelerini azaltmakta etkili olabilir.

Yöntem

6-15 yaşları arasında olan ve TSSB semptomları gösteren 121 Suriyeli mülteci çocuk bu çalışmaya katıldı. Yalnızca savaşla ilişkili travmalara sahip ve 6 aydan uzun süredir devam eden semptomlara sahip kişilerle çalışıldı. Bu çocukların TSSB tanı kriterlerini karşıladığı belirtildi.

Suriye’de yalnızca “deli” insanların psikososyal destek aldığında dair kültürel bir damgalama mevcuttur. Bu yüzden TSSB tanısı almak, Suriyeli mülteci gruplarında dışlanma ve bir hastaneye nakledilme korkusu içeriyor. Bu kültürel engeli aşmak adına hem Arapça hem de Türkçe dilinde yazılmış bilgilendirici metinler hazırlanarak mülteci ailelerine ve Türk komşularına yapılan ziyaretlerde dağıtıldı. Okullarda Suriyeli çocukların ebeveynlerini kendi çocuklarında mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ruh sağlığı konularında destek alması için bilgilendirici konuşmalar yapıldı. 7/24 açık bir hat kurularak eğer bu proje hakkında daha fazla bilgi almak isterlerse arayabilecekleri söylendi. En sonunda birtakım katılımcıların devamsızlığı ile 94 katılımcı projeye devam etti.

Ölçekler

94 katılımcı randomize bir şekilde EMDR ve kontrol gruplarına dağıtıldı. Tüm bunlara rağmen kontrol grubunda yüksek oranda bir devamsızlık oluştu çünkü o grupta ilk başta herhangi bir müdahale uygulanmadı. Bu araştırmada travmatik anıların şiddetini ölçmek adına “Child posttraumatic stress reaction index (CPTS-RI), α=.86”, öznel iyi oluş hallerini incelemek adına “World Health Organisation (WHO)-5 Well-Being İndex, α=.78” ve depresif belirtileri görmek için “Major depression inventory (MDI), α=.87” ölçekleri kullanıldı. Geçerlilik ve güvenilirlik ise “veri doğruluğu”, “tanısal güvenilirlik” ve “bilişsel geçerlilik” ile ölçüldü.

Müdahale

EMDR-GP/C protokolü standart 8 aşamayı içerir ve grup terapi modeline odaklanır. Seanslar boyu gelişimi takip etmek adına SUD ölçeği uygulanır. Böylece danışanlar negatif duygularını 1 ila 10 arasında puanlar. SUD skorlarında düşüş ise seanslar sonundaki gevşemenin göstergesidir. Ortalama bir seans 90-120 dk. sürmektedir.

Veri Analizi

Gruplararası tasarımda temel düzey skorları ve demografik bilgiler t-testi ile analiz edildi. Tedavi öncesi skorlar kontrol edildi ve ANCOVA ile gruplararası farklar analize sokuldu.

Sonuçlar

Bu çocukların büyük çoğunluğu erkekti ve büyük bir kısmı Suriye’deki sivil savaşta bir aile üyesini kaybetmişti. Pretest skorları EMDR ve kontrol grubunda anlamlı bir fark göstermedi. Ancak EMDR-GP/C tedavi grubunda olanların TSSB semptomları kontrol grubuna oranla düşüş gösterdi. Ayrıca EMDR terapisinin iyi oluş puanlarında ve depresyon seviyelerinde de anlamlı bir etkisi olmuştur. Aradan geçen zamanın kendisi ise TSSB semptomlarının şiddetini düşürmüştür. Pretest ile Posttest arasında geçen zaman boyunca EMDR terapisinin TSSB semptomlarında önemli bir gelişme kaydetti görülmüştür.

Tartışma

Bu çalışmanın amacı EMDR-GP/C’nin Suriyeli mülteci çocuklardaki TSSB’deki etkisini değerlendirmektir. İlk hipoteze göre, EMDR-GP/C’nin TSSB semptomları üzerindeki törapatik etkisi incelenmiştir. İkinci ve üçüncü hipotezde ise EMDR-GP/C müdahalesinin iyi oluş hali ve depresyon üzerindeki potansiyel pozitif etkisi araştırılmıştır. Bilindiği kadarıyla, kentsel bir alanda yaşayan mülteci çocuklarda uygulanmış EMDR grup terapisi etkinliği ölçen ilk çalışma budur.

Pratik hayata uyarlandığında bu çalışmanın yerel belediyeler ve kamu yetkilileri için kendi bölgelerindeki mülteci çocuklarına uygulayabilecekleri bir EMDR-GP/C grup protokolü sunması açısından bu çalışma bir örnek teşkil etmektedir. TSSB semptomlarında, depresyon belirtilerinde iyi oluş seviyelerinde istatiksel olarak anlamlı gelişmeler olmuştur. Bu yüzden tüm araştırma hipotezleri desteklenerek EMDR-GP/C’nin etkinliği kanıtlanmıştır.

Pek çok mülteci çocuk kendi travmalarını işlemleme ve sıkıntı verici düşüncelerini çizimlere yansıtarak onlara karşı koyabilme becerisine sahiptir. Çocuklar tekrarlayıcı bir şekilde daha önceden çizdikleri negatif resimlere baktıklarında travma işleme süreci engellenebilir. Bu yüzden her çizimde farklı bir sayfa kullanılarak travma işlemenin devamı sağlanmalıdır. İlk çizimlerde genel olarak temaların köyleri yok eden tanklar, binalara bomba atan uçaklar, yaralı veya ölü insanlar ve kasvetli bir havadan oluştuğu gözlemlendi. Ancak son seanslara doğru bu temaların değişerek gülümseyen hayvanlar, caddede oyun oynayan çocuklar ve güneşli havalara dönüştüğü fark edildi.

Bu yüzden travmaya özgü EMDR-GP/C müdahalesinin çocukların travmayı işlemesinde yardımcı olacağı görülmüştür. Kaynak yerleştirme ve daha sonrasında travma işlemesine geçilmesi çok yardımcı olmuştur. İkinci olarak, EMDR-GP/C ile iyileştirici bir hikâyenin eklenmesi çok kullanışlı olmuştur. Bu sayede SUD puanları düşerek kişilerde geleceğe dair umut ve pozitif duygular uyandırmıştır. Bu hikâye travmatik olayları içererek pozitif duygularla başlar, sonra negatif duyu ve duyumlarla ilerler, en son da gene pozitif duygu ve umut dolu cümlelerle kapanış yapar. Ayrıca söze dökülmeyen anıların da sağlamlaştırılması hedeflenir. Duyarsızlaştırma aşamasında yapılan çizim ise örtülü belleği aktive ederken sözel hafıza iyileştirici öykü ile etkinleştirilir. Bazı çocuklar kelebek sarılmasını gevşeme egzersizi olarak yapmakta zorlanmıştır. Çift yönlü uyarım ise doğu kültürüne de uygun olarak alternatif bir ritim oluşturması açısından dize vurarak gerçekleştirilmiştir.

Son olarak el kılavuzunu saha çalışması öncesinde hazırlamak çok önemlidir çünkü bilgiye ulaşımı kolaylaştırarak terapi formatını tüm terapistler için standart hale getirmektedir. Bu el kılavuzu içeriği travma bilgisi, popülasyon özellikleri, kendini koruma yöntemleri, müdahale konusunda dikkat edilecekler, acil durumda aranacak kişiler ve yerler, ölçekler, EMDR-GP/C detaylı bilgisi, belgelendirme şablonları ve kaynaklardan oluşmaktadır. Bu yüzden yapılandırılmış bir müdahale planı geliştirerek travma sahasının kaotik atmosferini başarılı bir tedaviye dönüştürmek mümkündür.

Son

Bu çalışma EMDR-GP/C’nin mülteci çocuklarda toplumsal seviyede oluşan travmalarının iyileşmesinde hem etkili hem de pratik, ekonomik ve hızlı zamanda gerçekleşebilir olduğunu göstermektedir. Grup terapisi etkinliğini göz önüne alarak mültecilerin yaşadığı metropol alanlarında, yerel belediyelerde ve kaymakamlıklarda bunun uygulanabilir olduğu açıktır. Örneğin, EMDR-GP/C içerecek mülteci politikaları bu tarz çocuk ve ailelere ulaşma konusunda bir yardımcı olacaktır. Toplumsal seviyedeki oluşumlar ve sivil toplum kuruluşları EMDR-GP/C yöntemini sosyal destek hizmetleri ile bütünleştirerek depresif belirtiler gösteren mülteci çocukların yaşam doyumunu artıracaktır.

REFERANS

Banoğlu, K., & Korkmazlar, Ü. (2022). Efficacy of the eye movement desensitization and reprocessing group protocol with children in reducing posttraumatic stress disorder in refugee children. European Journal of Trauma & Dissociation6(1), 100241.

 

 

 

 

 

 

  1. Travma Sonrası Stres Bozukluğuna Sahip Küçük Çocuklarda (4-8 yaş) EMDR: Çoklu Başlama Düzeyi Deseni

Giriş

Travmatik olaylara maruz kalan küçük çocuklarda birçok psikolojik problemin yanı sıra TSSB geliştirme ihtimali de yüksektir. Diğer yaş grupları ile karşılaştırıldığında okul öncesi çağdaki çocuklardaki kötü muamele, ihmal ve fiziksel ve cinsel istismar sıklığı gözle görünür biçimde yüksek bir orana sahiptir. Buna ek olarak, küçük yaştaki çocuklar travmatik olayların olumsuz sonuçlarına karşı daha hassastırlar çünkü sınırlı bir baş etme becerisine sahip olup bakımverenlerinin koruma ve duygusal desteğine muhtaçtırlar.

Buna ek olarak, beyin gelişiminin bu kritik evresinde travma maruz kalma sonucunda nörofizyolojik regülasyon sisteminde geri dönülemez birtakım sonuçlar oluşabilir. Eğer bu dönemde TSSB tedavi edilmezse bu bozukluğun kronik bir seyir izleyebileceği görülmüştür. Özellikle ilk yapılan TSSB tanısı üç sene sonra yeniden bu tanının konulabileceğini yordamıştır. Çocukluk döneminde meydana gelen psikolojik sıkıntıların yetişkinlik dönemindeki duygudurum bozuklukları, anksiyete ve madde bağımlılığı gibi birtakım psikolojik bozukluklarla da anlamlı bir şekilde ilişkili olduğu bulunmuştur. Travma ve TSSB’nin uzun vadeli etkilerini azaltmak için erken ve etkili bir tedavi yöntemi kesinlikle yapılmalıdır.

Ne yazık ki literatürde erken çocukluk döneminde yaşanılan TSSB ve travmatik belirtilerle ilgili etkili tedavi yöntemlerine dair çalışmalar oldukça azdır. Genel olarak önerilen iki psikoterapi yöntemi ise travma-odaklı bilişsel davranışçı terapi ve EMDR olarak karşımıza çıkmaktadır. EMDR ile danışanların travmatik anılarına dair rahatsız edici bir imgeyi aklında tutarak sakkadik göz hareketleri yapması istenir. EMDR’in küçük çocuklar için bir müdahale yöntemi olarak kullanıldığı çok az çalışma olduğunu hesaba katarak bu çalışmanın aslında EMDR’in etkili bir yöntem olabileceğini göstermesi açısından literatüre değerli bir katkı sunduğu söylenebilir.

Bu çalışma kapsamında yaşları 4 ile 8 arası olan çocuklar hedef kitle olarak belirlenmiş ve çoklu başlama düzeyi deneysel desen kullanılmıştır. Bu sayede spesifik bir grup için tedavinin ilk değerlendirilmesi yapılarak hem müdahale süreci hem de sonuçların analiz edilmesine olanak tanınmıştır. Her çocuğun günlük olarak TSSB’ye bağlı iki semptomu günlük yöntemi ile ölçülerek bakımverenlerin kendi çocukları adına bilgi edinmeleri konusunda zengin bir veri sağlanmıştır. Bu şekilde pretest, post-test ve 3 aylık takip ölçeği gönderilmiştir. TSSB semptomlarında önemli bir düşüş beklenmiş ve çocukların EMDR terapisi sonrasında DSM-5 kriterlerine göre herhangi bir TSSB semptomu göstermemesi hedeflenmiştir. Buna ek olarak, duygusal ve davranışsal problemlerde de azalma beklenmiştir.

Yöntem

9 tane katılımcı araştırmada yer almıştır. Katılımcılar 3 EMDR terapistine bölüştürülmüştür. Dahil etme kriterleri 4-8 yaş aralığında olmak, TSSB için DSM-5 kriterlerini karşılıyor olmak ve katılımcıların çalışma sırasında başka bir tedavi almaması olarak belirlenmiştir.

Çalışma Deseni

2 farklı ölçüm serisi gerçekleştirilmiştir:

  1. 3 zaman noktasında (pretest, post-test, 3 aylık takip ölçeği) TSSB tanı statüsü yarı yapılandırılmış tanı görüşmeleri ile değerlendirilmiş; duygusal ve davranışsal sorunlar ise standardize edilmiş formlar ile ölçülmüştür.
  2. Eş zamanlı olmayan çoklu başlama düzeyi deneysel desen ise ana bakımalanın iki TSSB semptomunu ölçmek amacıyla günlük ölçümler yoluyla yapılmıştır.

Eş zamanlı olmayan çoklu başlama düzeyi deneysel desen tek vaka araştırma deseninin iç geçerliğini ve dış geçerliğini değerlendiren RoBiNT ölçeğini kullanır. Katılımcıların bakımverenleri günlük ölçümlerini müdahale olmayan fazda (faz A), müdahale sırasında (faz B) ve 3 aylık takip sürecinde (Faz FU (follow-up)) tamamladı. Bu deneyin randomize bir şekilde tekrarlanması sayesinde zaman etkisi ve müdahale etkisinin ayrılması ile desenin gücü arttırıldı. Bu başlama düzeyi tasarımının uzunluğu tüm katılımcılar için 10 ile 24 gün arasında değişmektedir. 10 gün olarak seçilen minimum temel müdahale başlamadan önce kişiler arası farklılıkları gözlemlemeyi hedeflemiştir.

Müdahale

EMDR; PTSD ve travma ile ilişkili semptomlar için kısa ve travma odaklı bir müdahale yöntemidir. Shapiro’nun standart 8 fazlı protokolüne ve uygulanacak yaş grubuna uygun bir şekilde ilerler. Bu fazlar danışan geçmişi, tedavi planı ve hazırlık, değerlendirme, duyarsızlaştırma, pozitif bilişlerin yerleştirilmesi, rahatsız edici bedensel duyuların taranması, pozitif kapanış ve yeniden değerlendirme olarak sıralanır.

Eğer çocuk 4 yaşından önce travmatik olaylara maruz kalmış ise, kombine bir EMDR prosedürü kullanılır. Buna göre standart protokolü takiben EMDR hikâye anlatma yöntemi kullanılarak tedavi etkisinin arttırılması hedeflenir. Buna göre katılımcılar 1 saat sürecek 6 haftalık tedavi seansları alır. 4 – 6 yaşlarındaki çocukların ebeveynleri seans boyunca çocuklarını desteklemek için hem bilgi veren hem de gözlemci olarak tedavi odasında yer alır. 6-8 yaşındaki çocukların ebeveynleri ise her seans başı ve sonunda odada yer alarak terapisti kendi çocuğunun geçen haftaki işlevselliği hakkında terapisti bilgilendirir. Her seans sonunda bu seansın ilerleyişi hakkında terapist ebeveynleri bilgilendirir.

Ölçümler

The Diagnostic Infant and Preschool Assessment (DIPA) yarı yapılandırılmış bir tanı görüşmesi metodu olup 2-8 yaş aralığındaki çocukların bakımverenleri ile yapılır. Daily Measures of the Two Main PTSD Symptoms, tedavinin nasıl ve ne zaman TSSB semptomlarını değiştirdiğini gözlemler; ana bakımveren çocuğunun seçilen iki TSSB semptomunu günlük olarak raporlar. Trauma Symptom Checklist for Young Children (TSCYC) ise 3 – 12 yaş aralığındaki çocukların bakımverenleri için bir form olup TSSB semptomları ve ilgili duygusal ve davranışsal problemler için verilir. Son olarak, Strengths and Difficulties Questionnaire for Parents (SDQ‑P) yaşları 4 ila 17 arası değişen çocukların davranışlarını, duygularını ve ilişkilerini inceleyen davranışsal bir izleme formudur.

Prosedür

Yaşları 4-8 arası olan ve bir veya birden fazla travmatik olay yaşayıp TSSB semptomları gösteren çocukların bakımverenleri bu çalışma hakkında bilgilendirilmiştir. Katılmayı kabul eden ve bilgilendirilmiş onam formunu dolduran bakımverenlere DIPA formu uygulanarak çocuğunun dahil edilme kriterlerine uygunluğu ölçüldü. Ondan sonra bir pretest uygulanarak 2 TSSB semptomu belirlendi ve bakımverenin telefonuna günlük uygulaması yüklendi. Pretest günü bakımveren günlük ölçümleri yaparak başlar ve EMDR terapisi bittikten bir hafta sonrasına kadar her gün devam eder. 6. Seanstan bir hafta sonra post-test ölçümü yapılır (DIPA, TSCYC, SDQ). Tedaviyi takiben 3 ay sonra bakımveren diğer 10 gün için günlüğünü doldurur ve DIPA görüşmesi ile ölçekler yeniden doldurulur.

İstatistik Analizi

Günlük verisini analiz etmek için randomizasyon testleri her danışanın her ana semptomu için uygulandı. EMDR’in uzun vadeli etkisini görebilmek için başlama düzeyi ile 3 aylık takip süresini karşılaştırılan randomizasyon testleri yapıldı.

Bulgular

Tedavi sonunda 8 katılımcının 7’si TSSB semptomları göstermediğinden %85.7’lik bir iyileşme gösterildi. Başlama düzeyi fazı ve tedavi aşaması ile karşılaştırıldığında (N = 9), küçük (SMD > 0,2) orta (SMD > 0,5) ve büyük etkiler (SMD > 0,8) bulundu. Özetle, günlük verilerine göre terapi boyunca ve 3 aylık takip sürecinde genel olarak belirlenen iki TSSB semptomunda, anksiyete seviyesinde, depresyon ölçeğinde, öfke duygusunda düşüş gözlemlendi. Tüm katılımcıların duygusal yükü fazla travmatik anıları tüm seanslarda işlendi. Tüm bakımverenler EMDR terapisi konusunda memnuniyet belirtti.

Tartışma

Bu araştırmanın amacı EMDR’in 4-8 yaş aralığındaki TSSB semptomları gösteren çocuklar için etkili bir tedavi yöntemi olduğunu göstermektir. Sonuçlara göre EMDR’ın TSSB semptomlarında %85.7’lik bir iyileşme gösterdiği görülmüştür. Ebeveynlerin raporladığı TSSB semptomları ve eşlik eden anksiyete, depresyon ve öfkede de azalma görülmüştür. En önemlisi, tedavi kazanımları 3-aylık takip sürecinde de devam etmiştir. Tüm çocukların çoklu veya kronik travmatik olaylar yüzünden sıkıntı çektiğini göz önüne alırsak en şiddetli travmatik semptomlar gösteren çocuklarda bile kısa, 6 seanslık EMDR terapisi başarılı bir şekilde semptomları azalabiliyor.

Günlük ölçümlerin etkisi bireysel seviyede istatistiki olarak anlamlı çıkmamıştır. Bunun sebebi, A-B faz desenli tek vakalı çalışmaların gücünün az olması ve bireyler arası farkların oldukça fazla olmasıdır. Bu beklenmedik yüksek varyansın sebebi TSSB semptomlarının tipi olarak düşünülebilir. Pek çok ebeveyn öfke patlamaları ve uyku bozukluklarını ana TSSB semptomları olarak belirtmiştir. Özellikle bu semptomların günlük hayata olan etkisini göz önüne aldığımızda bu iki belirtinin seçilmesi oldukça anlaşılabilirdir. Ancak, bu iki semptom küçük çocuklarda minör stresörlere karşı verilen yaygın tepkiler olması ve normal duygusal gelişimlerinin bir parçası olması, bu sonucu açıklayabilir. Bu yüzden varyans beklenilen bir durumdu. Daha gneiş TSSB semptomları için yapılacak bir günlük ya da kısa TSSB envanteri küçük çocukların duygusal durumlarına karşı daha hassas olabilir. Ek olarak, duygusal ve davranışsal problemlerde güçlü bir düşüş gerçekleşti.

Bu araştırmanın güçlü yönleri arasında tanı görüşmesi ile standardize edilmiş formlar ve günlük kendine has ölçümler gibi pek çok yöntemi ile TSSB semptomlarının çalışmanın farklı fazlarında ölçülmüş olması yer alıyor. Böylece gerçek hayatta bu semptomların gelişimi üzerine bize bir fikir sağlamıştır. İkinci olarak, çoklu başlama düzeyi deneysel yönteminin 9 defa tekrar edilmesi bize semptomlardaki değişimin gerçekten tedaviye bağlı olup olmadığını göstermiştir. Son olarak, tedavi manuel olarak uygulanmış ve terapistler terapi etkisini artırmak amacıyla süpervizyona dahil edilmiştir. Ancak zayıf yönlerine baktığımızda aktif bir kontrol durumunun olmaması, plasebo etkilerinin incelenmemesi, bakımverenlerin bağımsız değerlendiriciler olarak yer alamaması, küçük bir örneklemin kullanılması bu çalışmanın genelleştirilebilmesini önemli ölçüde etkilemiştir. Öneriler kısmında ise bu çalışmanın daha küçük çocuklarla (1.5-4 yaş) ve daha büyük yaş gruplarıyla (1.5-8) yapılması yer alıyor. Gelecek çalışmalar spesifik travmatik deneyimlere sahip çocukların EMDR terapisinden sağladığı yararı ölçebilir. Sonuç olarak, bu çalışma EMDR yönteminin 4-8 yaş aralığındaki TSSB semptomları gösteren çocuklar üzerinde uygulanabilir, etkili ve kısa bir tedavi yöntemi olduğunu göstermiştir.

Katılımcı Cinsiyet Yaş Travma tipi Sıklık (Süre)
1 Erkek 4,5 Tıbbi travma Çoklu (2.0-3.6)
2 Erkek 5,1 Ev içi şiddet Kronik (doğum öncesi -4.1)
3 Erkek 5,3 Tıbbi travma Çoklu (0-4)
4 Kadın 7,5 Ev içi şiddet Çoklu (0-4)
5 Erkek 5,4 Tıbbi travma, Ev içi şiddet Çoklu (doğum öncesi -4.6)
6 Kadın 6 Ev içi şiddet Kronik (0.3-5.6)
7 Kadın 7,9 Kardeş ölümü üzerine travmatik yas Çoklu (7.6-7.7)
8 Erkek 5,5 Tıbbi travma, Ev içi şiddet Kronik (doğum öncesi – 5.1)
9 Kadın 5,11 Ev içi şiddet Çoklu (0 – 5.4)

 

 

REFERANS: Olivier, E., de Roos, C., & Bexkens, A. (2021). Eye Movement Desensitization and Reprocessing in Young Children (Ages 4–8) with Posttraumatic Stress Disorder: A Multiple-Baseline Evaluation. Child Psychiatry & Human Development, 1-14.